1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

110111 Landwirtschaft Entwicklung

10 Ocak 2011

Almanya'da dioksinli yumurta ve tavuk eti, Çin'de bebek ölümlerine yol açan süt tozu veya İngiltere'deki deli dana vakaları...Son yıllarda dünya genelinde ortaya çıkan bu büyük gıda skandalları önlemek mümkün mü?

https://p.dw.com/p/zvzQ
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Çiftlik denince günümüzde hâlâ birçok insanın kafasında sâkin ve huzurlu bir kır manzarası canlanıyor. Ancak bu resmin, Almanya’da uzun zamandır gerçekleri yansıtmadığı kesin. Zira sanayileşmiş çiftlikler, aslında daha çok bir "hayvan fabrikasını" andırıyor. Birçok hayvanın kesilmek için beslendiği, özel karışımlı yemlerinin ise deniz aşırı ülkelerden getirildiği birer üretim tesisi hüvviyetindeler. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleteki Tüketiciyi Koruma, Tarım ve Çevre Bakanı Johannes Remmel, böyle bir sanayi zincirinde dioksin karışmış yemlerin ortaya çıkmasının şaşırtıcı olmadığını savunuyor ve bunu şöyle dile getiriyor:

''Burada tonlarca hayvan yenminin işlendiği ortada. Buradaki en önemli sorun, kontrol mekanizmasında ve üretim sisteminde, yem üreticisi firmada hastalığa yol açan bir madde çıkarsa bütün sistemin alt üst olması. O zaman burada düzeltilemsi gereken birşeyler var, demektir.''

Ucuzluk politikası

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre dünya çapındaki ölümlerin yarıya yakını bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle yaşanıyor. Ve bu hastalıkların büyük çoğunluğunu da kalp veya dolaşım sistemi rahatsızlıkları, şeker hastalığı veya obezite gibi beslenmeye bağlı hastalıklar oluşturuyor. Yani aşırı et tükemi, fast food veya hazır yiyeceklerin yol açtığı hastalıklar, birçok ölümün esas nedeni teşkil ediyor. Çünkü tüketicilerin çoğu hep daha ucuz ürünlere yöneliyor; daha kaliteli ve pahalısını almaya gücü yetmiyor. Üreticiler de fiyatları aşağı çekmek için nereden tasarruf edilebilirse oradan kısıntıya gidiyor. O nedenle Çiftçiliğin Geleceği Vakfı’ndan Benedikt Haerlin, ucuzculuk politikasının sadece tüketiciler tarafından değil aynı zamanda endüstri ve siyaset tarafından da kullanıldığını belirtiyor:

''Bu tüketim biçimi sadece tüketicilerden kaynaklanmıyor, aksine ilk etapta belli bir işletme modelinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yani beslenmemizin temelini oluşturan bir takım hammeddelerin sanayileşmiş çiftliklerde çok ucuza imal edilmesi ve o gıdaların fabrikalarda eklenen aromalar veya tadlandırıcılar sayesinde mali değerini kazanması. İşte asıl sorgulanması gereken de bu modeldir.''

''Küresel tarımdan yerel tarıma yönelinmeli''

Günümüzde bu sorgulamayı birçok tüketici ve bilim insanı yapıyor. Zira sanayileşmiş ziraatın çevreye ve iklime zarar verdiği artık kimse için bir sır değil. Tarım için orman alanlarının yok edilmesi gibi hayvancılıkta ortaya çıkan metan gazının karbondioksit emisyonunu artırması da iklim değişikliğini körüklüyen etkenler olarak kabul edilliyor.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleteki Tüketiciyi Koruma, Tarım ve Çevre Bakanı Johannes Remmel, ziraî ilaçlar, kimyasal gübreler ve zararlı maddelerin karıştığı suların kullanıldığı bir tarımdan elde edilen ürünlerde, sürekli gıda skandalının ortaya çıkmasının hiç de şaşırtıcı olmadığını düşünüyor. Remmel, gıda skandalları sorununun önüne geçilmesi için, küresel bir tarım anlayışı yerine yerel bir tarıma yönelinmesi gerektiği görüşünde. Zira bu şekilde gıda zincirinin kontrolü daha kolay yapılabilir ve bir halkada çıkan sorun nedeniyle bütün zincir çökmez. Remmel’e göre ayrıca, ucuz mamuller yerine dayanıklı mamullere yönelinmesi gerekiyor.

© Deutsche Welle Türkçe


Helle Jeppesen / Çeviren: Başak Demir

Editör: Murat Çelikkafa