1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

130509 Grippe-Pandemien

13 Mayıs 2009

İnsanoğlu yüzyıllardan beri grip salgınlarının pençesinden kurtulamıyor. İsimleri ve coğrafyaları değişse de tehlike hep aynı kalıyor: Mutasyona uğrayan virüsler, bağışıklık sistemimizi mağlup etmeyi başarıyor.

https://p.dw.com/p/HpBu
Fotoğraf: AP/DW-Montage
Schweinegrippe - Virus von 1976
Fotoğraf: picture-alliance/ dpa
Bildergalerie - Schweinegrippe, freies Format
Fotoğraf: picture-alliance/ dpa
Schweinegrippe Deutschland Vorbereitungen
Fotoğraf: AP

Bilimsel ifadesiyle "A tipi H1N1 Virüsü" ya da kamuoyunda yaygın kullanılan adıyla "domuz gribi" kısa süre içinde tüm dünyada korku ve endişeye neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre 30 ülkede yaklaşık 5 bin 250 kişiye bulaşan virüs nedeniyle 56'sı Meksika'da olmak üzere toplam 61 kişi de hayatını kaybetti. Saygın bilim dergilerinden "Science" tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göreyse, hastalığın ilk ortaya çıktığı Meksika'da virüs taşıyan kişilerin sayısı, resmi verilerden on kat daha fazla. Araştırmacılar, bu ülkedeki gerçek vaka sayısının 23 bine ulaştığını iddia ediyor. Rakamlar ürkütücü olsa da yetkililer, sürekli olarak paniğe kapılmama çağrıları yapıyor.

Genetik şifresi çözüldü

Diğer yandan domuz gribi virüsüne karşı etkili bir aşı geliştirilmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Kanadalı bilim insanları, virüsün gen haritasını çıkararak bir bakıma H1N1'in genetik şifresini çözmeyi başardı. Bu sayede kısa süre içinde bir aşı geliştirilmesi umuluyor. Ancak araştırmacılar önemli bir noktayı da hatırlatmadan edemiyor: Domuz gribi, insanoğlunun karşılaştığı ne ilk, ne de son virüs salgını olacak! Zira salgın hastalıklar ve özellikle de grip salgınları, yüzyıllardan beri farklı isim ve boyutlarda karşımıza çıkıyor.

Asyalısı da var, Avrupalısı da

Eğer bulaşıcı bir hastalığın yayılması, kıta düzeyine ulaşmışsa buna "pandemi" adı veriliyor. Son 300 yıl içinde dünyamızı çok sayıda grip pandemisi etkisi altına aldı. Sadece son yüz yıldaki salgınlara baktığımızda bile, grip nedeniyle hayatını kaybendenlerin sayısının "milyonlarla" ifade edildiğini görüyüyoruz. 1957'deki "Asya gribi" nedeniyle çoğu yaşlı ve çocuk olmak üzere iki milyona yakın insan ölürken, 1968 yılında etkili olan "Hong Kong gribi" de bir milyon dolayında can aldı.

Rekor İspanyol gribinde!

Ancak en büyük kıyım, 1918 yılında ortaya çıkan "İspanyol gribi" nedeniyle yaşandı. Konuyla ilgili haberlerin ilk kez İspanya basınında yer alması nedeniyle bu isimle anılan gribin ilk görüldüğü ülkeyse ABD oldu. Askeri bir kampta ölümcül virüse yakalanan Amerikalı askerler, hastalığı önce Fransa'ya, ardından da tüm Avrupa'ya taşıdı. Kısa sürede tüm dünyaya yayılan İspanyol gribinden ölenlerin sayısı tam olarak bilinmiyor. Ancak tahminler, bir yıl içinde 20 ila 50 milyon kişinin bu virüse kurban gittiği yönünde.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de yeni tip virüsler, kuş, domuz ve insanlardaki grip virüslerinin birbiryle karışıp mutasyona uğramasıyla oluşuyor. İnsanoğlunun bağışıklık sistemi, bu tip bir virüsü ilk başta algılayamadığı için herhangi bir savunma mekanizması geliştiremiyor.

Bugünkü koşullar daha farklı

Peki, son haftalarda etkili olan ve kamuoyunda domuz gribi ya da Meksika gribi olarak adlandırılan A tipi H1N1 virüsü de milyonlarca insanın canına mâlolabilir mi? Münih Üniversitesi Bulaşıcı ve Tropik Hastalıklar Enstitüsü'nden Prof. Thomas Löscher'e göre, özellikle 1920'lerdeki koşullarla günümüzdeki imkanlar karşılaştırıldığında, bu zayıf bir olasılık.

Löscher, "O yıllarda dünyanın bir bölümünde savaşın hüküm sürmesi nedeniyle yetersiz beslenme vb. sağlıksız koşullar da bunda rol oynamış olabilir. Pek çok uzman, ölü sayısının günümüzde o kadar yüksek olmayacağı kanaatinde. Ayrıca o yıllarda bugünkü gibi aşı ya da ilaçlar da yoktu" şeklinde konuşuyor.

Mevcut ilaçlarla tedavi mümkün

Prof. Thomas Löscher, mevcut grip ilaçlarıyla H1N1 vakalarının tedavisinin mümkün olduğunu da kaydediyor. "Bu yeni tip domuz gribinin, halihazırdaki ilaçlar karşısında hassas olduğunu ve şu an için herhangi bir mutasyon görülmediğini söyleyebiliriz" diyen Löscher, "Hasatlığın ilk evresinde, hatta mümkünse ilk günden itibaren uygulanan bir klinik tedavinin de başarılı olduğuna dair ilk bulgular mevcut. Ancak tedavi süreci sayesinde ölüm vakalarının ya da hasatlığının ilerlemesinin tümüyle önüne geçilebildiğine dair elimizde henüz kesin kanıt yok" diyor.

Yeni virüsler, yeni tehditler...

Tıptaki ilerleme ve halihazırdaki etkili ilaçlar sayesinde İspanyol gribinde olduğu gibi milyonlarca insanın grip nedeniyle ölmesinin önlenebileceğini belirten Alman uzman, yeni virüslerin insanlar için sürekli bir tehdit unsuru olmaya devam edeceğini de hatırlatmadan edemiyor: "Yeni virüsler -ki bu virüs de yeni- pandemik bir potansiyele sahiptir. İnsandan insana geçebilen normal gripte olduğu gibi bir gerekli 'taşıma koşulları' oluştuğunda, ne kadar önlem alınırsa alınsın, virüsün tüm dünyaya yayılması, çok sayıda kıta ve ülkede etkili olması ihtimal dahilinde.“

Anne Kleinknecht / Murat Çelikkafa
Editör: Ahmet Günaltay