1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Çin'in Kırım ikilemi

19 Mart 2014

Çin, Kırım'ın Rusya'ya katılmasını onaylayan Kremlin ile iyi geçinmeye özen gösteriyor. İçişlerine karışmama ilkesine sadık kalmaya çalışan Pekin'in Kırım politikasının ardında ne yatıyor?

https://p.dw.com/p/1BSOA
Fotoğraf: Reuters

Çin'in Kırım ikilemi

Başka devletlerin iç işlerine karışmamak, Çin dış politikasının on yıllardır özenle uyguladığı bir kural. Çin yabancı ülkelerin iç çekişmelerinde tarafsız kalırken, kendi içişlerine karışılmasına da izin vermiyor. Bu kurala uyulmasını istediği ülkeler arasında Rusya da var. Ukrayna krizi bu prensibin problem haline gelmesine yol açtı. Çünkü kriz, Çin'in Rusya ile dostane ilişkileri korumak şeklindeki siyasi tercihini sürdürmeyi zorlaştırıyor.

Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin Halk Kongresi sırasında düzenlediği basın toplantısında, Çin-Rusya ilişkilerinin ikili tarihin en iyi dönemini yaşadığını söylemişti. Bakan, karşılıklı güven ortamından ve yardımlaşmadan söz etmiş, devlet başkanları arasındaki dostane ilişkilere de atıfta bulunmuştu. Çin'in Batı karşısında müttefik olarak Rusya'ya ihtiyacı var.

Kırım krizinde de Çin'den Batı'yı eleştiren açıklamalar gelmişti. Pekin Halk Üniversitesi Doğu Avrupa uzmanı Çen Şinming ‘ABD liderliğindeki Batı'nın barış içinde bir dünya istemediğini ve her yere müdahale ederek huzur bozduğunu' ve ‘Batı hâkimiyetine karşı koyabilmeleri için Çin ile Rusya'nın birbirlerine stratejik ihtiyaç duyduklarını', söylemişti.

Münster Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi öğretim üyesi ve Çin uzmanı Sven Gareis, Batı ve özellikle de ABD tarafından kuşatılmış olma hissinin Pekin'in dış politikasında önemli rol oynadığını söylüyor.

Gareis'e göre, Çin, Rusya'yı desteğinden emin olunabilecek önemli bir ortak olarak gördüğü için açıkça zor durumda bırakmak istemiyor.

Pekin'in ikilemi

Ancak Pekin aynı zamanda içişlerine karışmama ilkesine de sıkıca sarılıyor. Bu bakımdan Pekin yönetiminin, Kırım'daki halkoylamasının meşru olup olmadığı sorusunu yanıtlamaktan kaçınmasını yadırgamamak gerekir.

Dışişleri Bakan yardımcısı Li Baodong Pekin'deki basın konferansında, ‘referandumu ve sonucunu meşru buluyor musunuz?' sorusuna, ‘tarafların itidal içinde siyasi çözüm aramasını umdukları ve krizin katiyetle tırmandırılmaması gerektiği' yanıtını vermekle yetinmesi dikkat çekiciydi.

Pekin'in stratejik ortağı Rusya'ya verdiği desteğin sınırı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki Ukrayna kriziyle ilgili oylamada belli oldu. Rusya karar teklifini veto ederken, Çin çekimser kaldı. Batılı diplomatlar, normal olarak Çin'in Rusya'yı desteklediği düşünülecek olursa, çekimser oy kullanmasının Moskova'ya indirilmiş bir tokat olduğunu fısıldıyorlar. Konsey dönem başkanı Jean Asselborn, sınırların tek taraflı değiştirilmesini ret etmesi ve uluslararası koordinasyon grubu kurulmasını desteklemesi dolayısıyla Çin'e teşekkür etti. Sven Gareis Güvenlik Konseyi'ndeki oylamanın Çin'in sürüklendiği ikilemi gösterdiğini ve dengeyi korumaya çalışan pekin yönetiminin, çoğu zaman olduğu gibi yine çelişkiye düştüğünü belirtiyor.

Pekin'in, Rusya'nın ilhak politikasına açıkça destek vermemesinin önemli iç politik nedenleri de var. Doğu Avrupa uzmanı Çen Şinming, ‘kendi iç meselelerimizden ötürü Çin referandumu açıkça destekleyemezdi', diyor. Bu sözler akla hemen, Tibet, Sincan, Hong Kong ve Tayvan'ı getiriyor. Pekin, Kırım referandumunu destekleseydi, o zaman, ‘madem öyle, neden Çin sınırları içinde kalan ve bağımsızlık isteyen bölgelere de aynı kuralı uygulamıyorsun?', sorusuna muhatap olacaktı.

Çin uzmanı Sven Gareis, “Böyle bir senaryo, yani dışarıdan gelen askeri baskıyla referanduma zorlanıp topraklarında bağımsız bir bölgenin doğması Çin'in kâbusu olurdu. İçişlerine karışmama ilkesi açısından, Çin böyle bir şeyi kolay kabul etmez”, diyor.

Çıkarlar neyi gerektiriyorsa

Batı'nın Rusya'ya yaptırım uygulama ihtimali, siyasi alanda çelişkilerle boğuşan Çin'e ekonomik yarar sağlayabilir. Uzmanlar, Rusya'nın Batı'ya sırt çevirmesinin en çok Çin'e yarayacağına dikkat çekiyorlar. Rus petrolünün en önemli müşterisi konumundaki Çin, Ukrayna krizinin asıl galibi olabilir mi?

Çin'in kısa vadeli çıkarlara göre davranıp Rusya yaptırımlarından kendine pay çıkarma hevesine kapılabileceğine ihtimal verilmiyor.

Çin uzmanı, Pekin yönetiminin bölgenin uzun vadeli istikrarına daha fazla önem biçtiği görüşünde.

Aynı zamanda Çin'in ekonomik nedenlerle Batı ile iyi ilişkilerini tehlikeye atmayı göze alabileceği sanılmıyor. Bu nedenle Çin'in Ukrayna politikasındaki hassas dengeyi koruma gayretleri önümüzdeki haftalarda tehlikeye girebilir. Devlet Başkanı Şi Jinping ay sonunda Avrupa başkentlerini ziyaret edecek. Belki o zaman Çin'in gerçek rengi belli olur.

© Deutsche Welle Türkçe

Jeanette Seifert / A. Günaltay

Editör: Banu Wöltje