1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

2015'te dünya ekonomisini neler bekliyor?

Nihat Halici1 Ocak 2015

Jeopolitik krizlere ve salgın hastalıklara rağmen dünya ekonomisinin bu yıl yüzde üç oranında büyümüş olacağı tahmin ediliyor. 2015 yılı neler getirecek? DW'den Zhang Dong Alman uzmanların görüşünü aldı.

https://p.dw.com/p/1EDqm
Fotoğraf: Pixler/Fotolia.com

2015'te dünya ekonomisini neler bekliyor?

Dünya ekonomisinin hastası 2015’te de Euro Bölgesi olacak. Ortak para birimini kullanan ülkelerin büyüme oranı yine oldukça cılız çıkacak.

DZ Bankası’nın baş iktisatçısı Stefan Bielmeier Euro Bölgesi büyüme hızının binde sekizde kalacağını tahmin ediyor.

Oysa Avrupa Merkez Bankası (AMB) Euro krizini dondurmayı başarmıştı. Kriz ülkelerinden kıpırdanma sinyalleri gelirken büyük Euro ülkeleri tökezlemeye başladı.

Essen ekonomik araştırmalar enstitüsü konjonktür araştırmaları uzmanı Roland Döhrn, İtalya ve Fransa’nın endişe kaynağı olduğunu söylüyor:

“Ekonomisi daralmaya devam eden İtalya’nın durumu oldukça vahim. İtalya yıllardır yapısal reformları ihmal ediyor. Fransa ise ekonomik problemlerini bütçe harcamalarını arttırarak çözmeye çalışıyor.”

Almanya'nın ortakları zayıf düşünce

Ama devlet de artık harcama sınırına dayandı. Ortaklarının zayıf düşmesi Almanya’yı da zor durumda bıraktı. Merkez Bankası’nın tahminlerine göre Alman ekonomisi 2015 yılında ancak yüzde bir oranında büyüyebilecek.

Avrupa ekonomisini peşinden sürükleyen Almanya’ya daha fazla büyüme şansının tanınmamasında siyasetin de önemli payı var. Roland Döhrn Berlin hükümetinin yapısal reformlara el atmak yerine transfer harcamaları yoluyla gelir dağılımına müdahale ederek emeklilere prim vermesini eleştiriyor.

“Bunun maliyetini işletmelerle aidat yatıranlar üstlenecek. Dolayısıyla işletmelerin yükü artarken tüketicinin de alım gücü düşecek.”

Stefan Bielmeier de transfer harcamalarının büyümeye yaramayacağını, buna bir de artan enerji maliyetinin eklendiğini belirtiyor.

“Enerji dönüşümü tabii ki arzuya şayan bir gelişme. Ama aynı zamanda pahalı da. Rekabet gücünü arttıracağı herhalde söylenemez.”

ABD’nin hidrolik kırma metoduyla dünyanın önde gelen enerji üreticileri arasına girdiğine işaret eden Bielmeier, ABD’nin enerjiyi ucuzlatarak hızla yeniden sanayileşmeye başladığını hatırlatıyor.

“Enerjinin ucuzlaması rekabet gücünü arttırdığı için Amerikan şirketleri Asya’daki tesislerini ülkesine taşımaya başladı.”

Stefan Bielmeier
Stefan BielmeierFotoğraf: Deutsche Zentral-Genossenschaftsbank

Alman iktisatçı önümüzdeki yıllarda Amerikan ekonomisinin büyüme hızının yüzde üçün altına inmeyeceğini tahmin ediyor.

Döviz rezervi, Çin'in istikrar faktörü

Çin’in büyüme hızı ise 1990 sonrasının en düşük oranına gerileyerek yüzde yedi olacak. Pekin yönetimi sürdürülebilir kalkınma politikası açısından büyüme hızındaki düşüşü olumlu buluyor. Çin kredi teşvikli ve ihracata dayalı büyümeyi tüketim harcamalarındaki artışla ikame etmeyi hedefliyor. Stefan Bielmeier muazzam döviz rezervi sayesinde Çin’in rota değişikliğinin altından rahatlıkla kalkabileceği görüşünde.

“Bu çok önemli bir istikrar faktörüdür. Problem çıkaran alanlar düzeltilebilir ve problemlerin bütün ekonomiyi tehdit eder boyuta gelmesi önlenebilir.”

Çin ekonomik dinamizmini kaybederken OECD’nin yüzde 6,6’lık büyüme tahmininde bulunduğu Hindistan yeni bir sıçramaya hazırlanıyor. Konjonktür uzmanı Döhrn ise kuşkusunu gizlemiyor.

“Yeni Hint hükümetine verilen avansın gerçeklik payını zaman gösterecek. Hindistan’ın en fazla yapısal problemi olan ülkeler arasında yer aldığı unutulmamalı.”

Aynı şekilde Latin Amerika’nın devleri Brezilya ve Arjantin de altyapı ve devlet borçları gibi büyük sorunlarla mücadele ediyor.

“Latin Amerika ülkelerinin başlıca problemi, ekonomilerinin ham madde fiyatlarındaki dalgalanmalara bağımlı olmasıdır.”

Venezüella’nın 70 doların altındaki petrol varil fiyatı yüzünden devlet iflasına sürüklenmesinin mümkün olduğunu belirten konjonktür araştırmaları uzmanı Döhrn ucuzlayan petrolün Nijerya ve Rusya’nın bütçesinde de derin yara açacağını söylüyor. Ayna zamanda Batı’nın ekonomik yaptırımlarına da maruz kalan Rusya’nın 2015’te resesyona girmesi sürpriz olmayacak. Roland Döhrn tüketici ülkelerin ise petrolün ucuzlamasından memnun olduklarını dile getiriyor.

“Petrolün ucuzlaması, küresel anlamda gelir dağılımının değişmesi anlamına gelir. Almanya gibi sanayi ülkeleri açısından ise reel gelir artışıyla eş anlamlıdır.”

Danhong Zhang

© Deutsche Welle Türkçe