1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ankara siyasetinde ‘başkanlık’ sancısı

17 Kasım 2016

Hükümetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘tam donanımlı-tam yetkili’ başkanlığın yolunu açan anayasa değişikliği teklifi, Ankara siyasetindeki ‘başkanlık sancısı’nı artırdı. CHP ve HDP teklife bütünüyle karşı çıkıyor.

https://p.dw.com/p/2So84
Bidkombo Türkische Parteien AKP, MHP, CHP, HDP
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasının ardından hükümetin gündeminden hiç düşmeyen ‘başkanlık sistemi’yle ilgili yasal süreci hızlandıran isim MHP lideri Devlet Bahçeli olmuştu. Bahçeli, Erdoğan’ın yetkilerinin sürekli tartışma konusu yapılmasının parlamenter sistemi tıkanma noktasına getirdiğini belirterek, anayasa değişikliği için gerekirse referanduma gidilebileceği sinyalini vermişti.

Bu açıklamanın ardından AKP ile MHP arasında hızlanan ‘başkanlık’ trafiği sonuç verdi ve hükümet hazırladığı anayasa değişiklik teklifini MHP’ye iletti. Başkanlık ifadesinin kullanılmadığı, cumhurbaşkanının yetkilerinin güçlendirildiği “Türk tipi bir başkanlığa” işaret eden teklifte, kabineyi cumhurbaşkanının belirlemesi öngörülüyor. 2019’da yürürlüğe girmesi istenen teklifte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görev ve yetkilerinin o vakte kadar artırılacağı dile getiriliyor. Teklifin 5+5 sistemiyle görevdeki cumhurbaşkanına iki dönem görev yapma şansı tanıması dikkat çekiyor. Ankara’da “Erdoğan’a 2029’a kadar cumhurbaşkanlığının yolu açıldı” yorumlarını beraberinde getiren teklifte, milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılması, yedek milletvekilliği sisteminin de getirilmesi hükümlerinin de yer aldığı görülüyor.

İki yardımcılı tek cumhurbaşkanı

Teklifte iki turlu cumhurbaşkanlığı seçiminden sözedilirken, tek meclisin, tek cumhurbaşkanı ve iki cumhurbaşkanı yardımcısının olması isteniyor. Teklife göre, yalnızca mecliste temsil edilen partiler cumhurbaşkanlığı için aday gösterebiliyor. Cumhurbaşkanı, yürütmenin alanına giren konularda kararname çıkartabiliyor. HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını atayabiliyor. Rektörleri de cumhurbaşkanı atıyor. Teklife göre cumhurbaşkanının denetimi soruşturma komisyonu kurulması yöntemiyle olacak. Mecliste cumhurbaşkanına soruşturma açılması için 367, Yüce Divan’a sevk için de 413 oy gerekiyor. Teklifte idam cezasıyla ilgili bir hüküm yer almıyor, bu konuda yeni bir teklif üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.

Türkei Präsident Recep Tayyip Erdogan in Ankara
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanFotoğraf: picture alliance/AA/M. Ali Ozcan

MHP rötuş yapıyor

AKP, ana muhalefet partisi CHP’ye “Gelin siz de anayasa değişikliği çalışmalarına katılın” çağrısıyla uğraşırken, MHP kendisine ulaştırılan teklif üzerindeki incelemelerine başladı. CHP ve HDP kulislerinden “MHP ile AKP zaten anlaştı, göstermelik siyasi trafik işletiliyor” sesleri yükselirken, MHP bu iddiaları reddediyor. DW’nin ulaştığı MHP’li kaynaklar “Bize ulaştırılan metin üzerinde mutlaka değişiklikler yapacağız” derken, bu değişikliklerin cumhurbaşkanının yetkileri ile ilgili olacağına vurgu yapıyor. Aynı kaynaklar, “Cumhurbaşkanının kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin sınırlandırılmasını istiyoruz. Meclisi feshetme yetkisi üzerinde de çalışma yapacağız. Bir fikir birliği sağlayabilirsek bu yetkinin de ortadan kaldırılmasından yanayız” görüşünü dile getiriyor. Anayasa değişikliği teklifini değerlendirmek için AKP ile MHP arasında bir komisyon kuruldu. MHP’nin rötuş yapacağı maddeler bu komisyonda değerlendirilecek.

"Başkanın adamları ve diğerleri”

AKP’nin MHP’ye ilettiği ve ortak çalışma yürüttüğü anayasa değişikliği teklifine CHP ve HDP cephesinden sert tepkiler yükseliyor. Meclis Anayasa Komisyonu’ndaki CHP’li üyelerden Ömer Süha Aldan DW’ye bu tepkilerle ilgili bilgi verirken “Böyle bir düzenlemenin kabul edilebilir bir tarafı yok. Bu Türkiye’de dikta faşizmini meşrulaştırma girişimidir” çıkışında bulunuyor. Aldan, teklife göre tüm yetkinin bir kişiye verildiğini ve o kişinin istemediği bir yasanın meclisten geçmesinin engellendiğini belirtirken, Türkiye’de siyasi sistemin ‘çok zor bir sürece’ girdiği uyarısında bulunuyor. Cumhurbaşkanının 2019’a kadar görevde kalacağının öngörüldüğünü anlatan Aldan’a göre teklif, Türkiye’de bir ‘sağ bloğu sürekli iktidarda tutma girişimi’yle örtüştürülüyor. Türkiye’de seçmenin çoğunun muhafazakar, sosyal demokratların oranının daha az olduğu algısıyla teklifin hazırlandığını süren Algan, “İşte bu algı daha da yaygınlaştırılmak için sağ bloğun mutlak hakimiyeti güçlendiriliyor” diyor. Teklifin yasalaşması durumunda ‘başkanın adamları ve diğerleri’ gibi iki ayrı grubun oluşturulacağından yakınan Algan, “Burada amaç, mevcut iktidarın yaptıklarının ortaya çıkmasının engellenmesidir. Bunun adı da iktidarın çaresizliğidir. Türkiye’yi ağır bir muhafazakarlığa itme çabası iş başındadır. Başkan yardımcılarından biri de milliyetçi yapılıyor ki o da milliyetçi seçmene zarf atmaktır” değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkei Ankara Parlament Innenaufnahme
Fotoğraf: picture-alliance/AA/E. Top

“Pazarlık yapılmış, bitmiş”

Her ne kadar hükümet 15 Temmuz darbe girişimi sonrası anayasa çalışmalarını HDP’siz yürütmek istemiş olsa da meclisteki komisyon toplantılarına katılmaktan yana ısrar eden HDP ise AKP ile MHP arasındaki ‘anayasa değişikliği pazarlığının bittiği’ni düşünüyor. Meclisteki anayasa komisyonunun HDP’li üyelerinden Garo Paylan, “Anayasa devre dışı bırakılmış, basın susturulmuş, yargı talimatla çalıştırılır hale gelmiş ve ağır OHAL koşullarında yeni bir Anayasa için yola çıkılmıştır. Böyle bir iklimde Anayasa yapmak Türkiye’nin demokratik geleneklerini hiçe saymaktır” diyor.

AKP ile MHP’nin ‘danışıklı bir dövüş’ içinde olduğunu düşünen Paylan’a göre, MHP önümüzdeki günlerde “Daha sert bir teklif gelecekti, biz dengeledik. Üniter yapıyı biz koruduk, cumhurbaşkanının yetkilerini biz sınırlandırdık” söylemiyle kamuoyunun karşısına çıkacak. İki partinin liderlerinin belirlediği bir parlamento oluşturulmak istendiğini, HDP’nin tümüyle siyaset dışı bırakılmaya çalışıldığını, anayasa değişikliği teklifinin yasalaşmasıyla birlikte toplumun ‘daha zorlu günlere’ sürükleneceğini anlatan Paylan, “Erdoğan kötü güçlerin eline geçti. AKP’nin bütün iddiası çöktü. Türkiye tam bir baskı ve sessizlik dönemine doğru ilerliyor” yorumu yapıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü