1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ankara’da “Erdoğan’ın hesapları” tartışması

28 Kasım 2017

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakınlarının vergi indirimi sağlayan ülkelere para çıkardığını iddia eden belgeleri kamuoyuna açıkladı. Erdoğan'ın avukatı "Belgeler sahte" dedi.

https://p.dw.com/p/2oOKX
Fotoğraf: Reuters/A. Schmidt

AKP’nin “sahte” olarak nitelediği belgeler, Ankara’da siyasetin gündemine oturdu. Muhalefet, belgelerin hükümet tarafından kamuoyuna açıklamasının yapılmasını istiyor. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Yurtdışında bir kuruşumun bulunduğu ispat edilsin, cumhurbaşkanlığını bırakırım” çıkışına CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, belgeyle yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, partisinin meclisteki grup toplantısında önce Erdoğan’a 17 Kasım’da “Çocuklarının, dünürünün, eniştenin, kardeşinin, eski özel kalem müdürünün vergi cennetlerindeki bir şirkete milyonlarca dolar gönderdiklerini biliyor musun?” dediğini hatırlattı ve sonra meclise kutuyla getirdiği belgeler üzerinden açıklamalar yaptı. 

İsimler ve belgeler 

Erdoğan’ın yakınlarının para transferlerini Man Adası’nda kurulan Belbey Limited Şirketi’ne yaptığını öne süren Kılıçdaroğlu, “O şirketin kuruluş senedi bizde. Bu şirket 1 ve 2 Ağustos itibarıyla birer yönetim kurulu toplantısı yapar. Yönetim kurulu sadece Sıtkı Ayan’dan oluşur. O yönetim kurulu toplantılarının tutanakları da bizde. Şirketin sermayesi 1 sterlin. Şirket, 15 Kasımn’da Kasım Öztaş’a devredilir” dedi. 

Erdoğan’a Sıtkı Ayan ile Kasım Öztaş’ı tanıyıp tanımadığını soran Kılıçdaroğlu, bu şirketin tüm kayıtlarının ellerinde olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen’in Belbey Şirketi’ne 15 Kasım 2011’de iki buçuk milyon dolar, 26 Aralık 2012’de de bir milyon 250 bin dolar gönderdiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan şirkete 15 Aralık 2011’de iki buçuk milyon dolar, 26 Aralık 2011’de de 1 milyon 250 bin dolar gönderdi. 

Erdoğan’ın dünürü Osman Ketenci’nin 27 Aralık 2011’de 1 milyon 250 bin dolar, 28 Aralık 2011’de de 1 milyon dolar gönderdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da 29 Aralık 2011 ve 4 Ocak 2012 tarihlerinde olmak üzere 1 milyon 450 bin dolar ve 2 milyon 300 bin dolar gönderdiğini belirtti. Kılıçdaroğlu’na göre Erdoğan’ın eski özel kalem müdürü Mustafa Gündoğan da Belbey Şirketi’ne para transferinde bulundu. 

Kılıçdaroğlu, paraların yurtdışına gönderildiğini gösteren swift mesajlarının ve bankaların dekontlarının da ellerinde olduğuna vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu, ellerindeki kayıtların tamamının bankaların resmi kayıtları olduğunu söylerken, “İspatlasınlar, istifa ederim” diyen Erdoğan’a “Haysiyetli bir adamsan gereğini yapacaksın” çağrısı yaptı. 

Türkisches Parlament Kemal Kilicdaroglu
Fotoğraf: Reuters/U. Bektas

Sıtkı Ayan kim? 

Kılıçdaroğlu’nun Belbey Şirketi’nin yönetim kurulunda yer aldığını belirttiği Sıtkı Ayan’ın ismi Wikileaks belgelerinde de geçiyor. Ayan, 17 Aralık operasyonundan hemen önce AKP hükümetinden büyük yatırım teşviki almış ve o dönem 11 buçuk milyar liraya İran doğalgazını Almanya’ya taşıyacak bir petrol boru hattı inşa edeceğini duyurmuştu. Ayan’ın ismi internette yayımlanan ve Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil olmak üzere çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve işadamının telefon görüşmelerinin deşifre edildiği sesler arasında da yer almıştı. Ayan, hükümetin o dönem İran’la yaptığı ticari anlaşmaların da arkasındaki isim olarak biliniyor. 

Erdoğan'ın avukatından açıklama 

Kılıçdaroğlu'nun iddialarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yanıt geldi. Erdoğan'ın avukatı Özel yaptığı yazılı açıklamada belgelerin sahte olduğunu iddia etti. Özel, "Kemal Kılıçdaroğlu, tarafından müvekkillerim hakkında ileri sürülen iddiaların tamamı yalan, gösterdiği kağıtların da tamamı sahtedir. Kılıçdaroğlu, söz konusu kağıtları mesai bitimine kadar derhal bir Cumhuriyet savcılığına vermeli ve suç duyurusunda bulunmalıdır” dedi.

Gündoğan'ın bir iş adamı olduğu ve Cumhurbaşkanı'nın hiçbir zaman özel kalemi olarak görev yapmadığını belirten Özel, belgelerin Gülen yapılanması tarafından Kılıçdaroğlu'na verildiğini savundu. Özel açıklamasını, "Tekrar ediyoruz: Kılıçdaroğlu, elindeki kağıtları derhal istediği medya kuruluşuna vermeli, Cumhuriyet savcılığına iletmeli ve suç duyurusunda bulunmalıdır. Tekrar altını çizerek söylüyoruz ne Sayın Cumhurbaşkanımızın ne de ailesinin yurt dışında herhangi bir parası bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.  

AKP "sahte" dedi 

AKP’den de “Belgeler sahte” açıklaması geldi. Kılıçdaroğlu’nun istifa etmesini isteyen AKP’li Bülent Turan, “CHP bir ana muhalefet partisi gibi değil adeta ABD’nin sesi radyosu gibi, Fetö’nün sesi radyosu gibi hareket ediyor. Ticari işlemlerden kaynaklanan bir meseleyi gündeme taşıyarak güya cumhurbaşkanımızı sıkıntıya sokmaya çalışıyor” dedi. Turan, Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği gibi Türkiye’den yurtdışına giden milyonlarca para değil Türkiye’ye gelen döviz ve kazanılan para ve ticari işlem sözkonusu olduğunu öne sürerken “Avukatlarla da konuştum. Kılıçdaroğlu’nun iddiaları yalan” dedi. Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel de bir açıklama yaptı ve o da belgelere ‘sahte’ dedi. Avukat Özel, “Kılıçdaroğlu söz konusu kağıtları mesai bitimine kadar derhal bir Cumhuriyet savcılığına vermeli ve suç duyurusunda bulunmalı” dedi. 

Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgeler TBMM Genel Kurulu’nda da tartışma yarattı. AKP’li Naci Bostancı, böylesi belgelerin meclis grup toplantılarında gösterilemeyeceğini belirtip, Kılıçdaroğlu ve CHP hakkında tazminat davası açacaklarını söyledi. CHP’li Özgür Özel, “Elimizdeki tüm belgeler birbirini doğruluyor. Suçüstü yakalandıklarını söylemiyorlar, kimden aldığımızı soruyorlar. Yetim hakkının yendiği ortadadır” diye konuştu. 

“Araştırılsın” diyorlar 

AKP ile CHP arasındaki belge tartışmasını muhalefetin diğer iki partisi, MHP ile HDP de yakından takip ediyor. DW Türkçe’nin konuştuğu MHP’li vekiller “Konunun aydınlatılması hükümetin sorumluluğundadır. Araştırılması gerekir. AKP’ye bunun ne olduğunu soracağız” açıklaması yaptılar. HDP’li Mithat Sancar da DW Türkçe’ye AKP’nin “Belgeler sahte” deyip, konuyu geçiştirmemesini istedi. Sancar, konunun araştırılması için hem yargının hem de meclisin devreye girmesi gerektiğini belirtirken, “Türkiye’de özellikle mali konuların, yolsuzlukların üzerine gidilmiyor. 17 -25 Aralık 2013’teki yolsuzluk operasyonları da araştırılıp, kamuoyu aydınlatılmalı. Hangi AKP’li bakanlar yolsuzluk yaptı, yapmadı, kamuoyunun kafası karıştırıldı. Araştırılmalı ve siyasi sorumluluklar yerine getirilmeli” diye konuştu. 

Vergi cenneti Man 

Man Adası, İrlanda Denizi’nde, İrlanda ile İngiltere arasında bulunuyor. Nüfusu 81 bin. İngiltereye bağlı ancak içişlerinde bağımsız bir vergi cenneti olarak biliniyor. Ada, devlet başkanı olan İngiltere kraliçesinin vekili konumundaki bir vali tarafından yönetiliyor. Man Adası Avrupa Birliği üyesi değil ancak AB ile yapılan anlaşmalar uyarınca sınırlı şekilde mal dolaşımına izin veriliyor. “Offshore cenneti olarak anılan ve şirketlerin uğrak noktası” olarak bilinen adada büyük vergi indirimleri cazibe kaynağı yaratıyor. 

Hilal Köylü / Ankara
© Deutsche Welle Türkçe