1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Bağdat usulü demokrasi!

Peter Philipp / DW23 Ağustos 2005

Irak’ta anayasa hazırlıkları hummalı bir şekilde sürüyor. Geçici parlamentonun başkanı Haşim el-Hasani, anayasa taslağının parlamentoya sunulmasının ardından tartışmalı noktalara somut çözümler getirmeleri için komisyon üyelerine üç günlük bir ek süre verildiğini açıkladı. Son gelişmelere ilişkin DW’den Peter Philipp’in yorumu:

https://p.dw.com/p/AZuG

“Sürenin dolmasına dört dakika kala, Irak geçici parlamentosunun başkanı Haşim el-Hasanî beklenen haberi verdi: Anayasa Komisyonu, üzerinde mutabakat sağlanan anayasa taslağını parlamentoya sundu! Ancak Hasani, taslakta bazı önemli belirsizliklerin bulunduğunun da altını çizdi ve önümüzdeki üç günde komisyon üyelerinin bu noktaları yeniden ele alacağını söyledi. Bu demek oluyor ki, ortaya çıkan çözüm, aslında gerçek bir çözüm değil. Geçen hafta verilen bir haftalık ek süre zarfında bir taslak sunuldu, ancak kaşla göz arasında üç günlük ek süre daha verildi.

Buna ’Bağdat usulü demokrasi’ de diyebiliriz aslında. Irak’ta demokratik bir sistem oluşturma çabalarının henüz emekleme aşamasında olduğu ve ülkenin içine düştüğü şiddet döngüsünün kırılmaya çalışıldığı herkesin malumu. Bu değişim sürecine ket vurmaya çalışanların sayısı da hayli fazla. Ancak tüm bu zorluklara rağmen, gayret gösteren Anayasa Komisyonu’ndaki temsilciler, Irak’ta sorunsuz ve ortak bir yaşamın temelini oluşturacak anayasa taslağına ilişkin bir türlü genel kabul gören bir çözüm bulamıyorlar. Bu ise pek umut verici bir gelişme olmasa gerek.

Öyle görünüyor ki, bu çözümsüzlüğün en önemli nedenlerinden biri, farklı halk gruplarının birbirlerine karşı duydukları güvensizlik. Bu noktadan bakıldığında ’Kürt ve Şiiler’in özerkliğe sahip olmalarının Irak’ın milli birliğini tehlikeye atacağını’ savunarak, buna karşı çıkan Sünniler’e hak vermemek elde değil. Kürt bölgelerinde laik düzenin, Şii bölgelerinde ise İslam’ın temel alındığı bir yapının hüküm sürme ihtimali, bir federasyon içinde farklı siyasi sistemlerin var olması anlamına gelecektir. Özellikle Şiiler’in Fırat ve Dicle arasında ’ikinci bir İran’ kurma çabası içinde oldukları gözlerden kaçmıyor.

Buna ilaveten kadın haklarının durumu ve ülkenin doğal zenginliklerinnin paylaşımı gibi daha birçok tartışmalı konunun var olduğu göz önünde bulundurulursa, önümüzdeki üç günlük süre içinde anayasa sorununa kesin bir çözüm bulunma ihtimali hayli zayıf görünüyor. Ama üç gün sonra, ama üç ay sonra… Iraklılar ortak paydalar üzerinde er ya da geç buluşacaktır; buluşmak zorunda.

Burada aslında süre pek de önemli değil. Önemli olan, Irak halkının bağımsız ve demokratik bir ülkenin altyapısını oluşturmaya muktedir olduklarını ispat etmeleridir. Bu konuda halkın arzulu olduğundan kimsenin şüphesi yok. Ancak hızlı bir çözüm için gerekli medenî cesaretin bugüne kadar pek gösterilmediği de aşikar.“