1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

BND de dijital casusluk peşinde

2 Temmuz 2013

ABD ve İngiltere’nin dijital casusluk faaliyetlerinden Almanya’nın da yararlandığı iddia ediliyor. BND, dijital casusluk alanında yeni programlar için 100 milyon euroluk yatırım peşinde.

https://p.dw.com/p/190X4
Fotoğraf: Fotolia/benjaminnolte

ABD ile İngiltere istihbarat birimlerinin, tüm dünyada ve Almanya’da telefon ve internet iletişimini takip ettiklerinin ortaya çıkması, Alman kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Der Spiegel’in ele geçirdiği belgelere göre, ABD Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’nın dijital casusluk faaliyetlerinin odağındaki ülkelerden Almanya, ABD istihbaratının hedefinde olan Çin ve İran gibi ülkelerle aynı sınıfta değerlendiriliyor. NSA, Avrupa’daki en yoğun gizli dinleme faaliyeti yürüttüğü Almanya’da her ay yaklaşık 500 milyon telefon ve internet iletişimini takip ediyor.

Haber üzerine açıklama yapan Alman hükümet sözcüsü “Artık Soğuk Savaş döneminde değiliz” sözleriyle Berlin’in tepkisini dile getirdi. Almanya, ABD’den müttefikler arasında güvenin yeniden tesis edilmesi için adım atmasını istedi. Kamuoyu önünde yapılan bu sert açıklamalara ve süren krize rağmen, kapalı kapılar ardından istihbarat birimleri arasında iletişim ve işbirliği devam ediyor.

ABD ve İngiltere istihbarat birimlerinin, dijital casusluk yoluyla elde ettikleri bazı önemli bilgileri Alman istihbaratıyla da paylaştığı iddia ediliyor. Ayrıca, Alman dış istihbarat teşkilatı BND’nin de dijital casusluk peşinde olduğu, bu amaçla 100 milyon euroluk yeni bir programı hayata geçirmeyi planladığı kaydediliyor.

BND'nin dinleme faaliyetlerinin çerçevesi ve sınırları, yasalar tarafından ayrıntılı bir şekilde belirleniyor. BND yasalar çerçevesinde Almanya’dan yurtdışı ile yapılan internet ve telefon iletişiminin en fazla yüzde 20’sini takip edebiliyor. Ancak Alman istihbaratı, internetin artan önemi karşısında dijital casusluk faaliyetlerini geliştirmeyi hedefliyor.

BND daha fazla kaynak istiyor

Der Spiegel'in haberine göre, BND yeterli kaynağa ve altyapıya sahip olmadığı için şu anda yurtdışıyla olan telefon ve internet trafiğinin ancak yüzde 5’ini takip edebiliyor. BND gelecek 5 yıl içerisinde ise dijital casusluk faaliyetleri için 100 milyon euroluk teknoloji yatırımı yapmayı, 100 yeni çalışan daha almayı planlıyor.

Alman dış istihbaratının Federal Meclis’teki denetim komisyonuna sunduğu rapora göre, 2011 yılında terörle mücadele alanında 329 bin 628 dijital takip yapıldı.

Uzmanlara göre, ABD ve İngiltere istihbarat birimleri ile kıyaslandığında, Alman istihbaratı dijital ve elektronik izleme konusunda oldukça geride kalıyor.

İstihbarat konularında uzman araştırmacı Erich Schmidt-Eenboom, ABD ve İngiliz istihbarat birimlerinin bu alanda başı çektiklerini söylüyor ve ekliyor:

“Personel sayıları da bunu güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. NSA’nın 60 bin çalışanı var, ayrıca çok sayıda özel firmayla çalışıyor. Uzmanlara göre İngiliz istihbarat birimi GCHQ’nun 15 bin çalışanı var. BND’nin ise telekomünikasyon - elektronik istihbarat biriminin 1500 çalışanı var, yani İngilizlerin yalnızca 10’da 1’i.”

İstihbarat birimleri arasında işbirliği

Müttefik ülkelerin istihbarat birimleri, dönem dönem özellikle de terörle mücadele alanında bilgi paylaşımında bulunuyorlar. Burada da en önemli muhatap Alman dış istihbarat birimi BND. Ancak yasalar uyarınca BND, Almanya sınırları içinde terör gruplarıyla bağlantılı olsalar bile şüpheli Alman vatandaşlarını izleyemiyor. Bu konuda yetki iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı’na ait. Ancak ABD ve İngiltere gibi müttefik ülkelerin istihbarat birimleri, Almanya üzerinde yürüttükleri dijital casuslukta, Alman vatandaşları hakkında elde ettikleri önemli bilgileri BND ile paylaşabiliyor.

Merkel hükümeti biliyor muydu?

ABD’nin Prizma ve İngiltere’nin Tempora adlı dijital casusluk program ve operasyonlarıyla en yakından takip ettikleri ülkeler arasında Almanya bulunuyor. Kamuoyunun büyük tepkisi karşısında harekete geçen muhalefet partileri, Merkel hükümeti üzerinde baskıyı artırarak bu dinleme ve dijital takip faaliyetlerinden Berlin’in haberdar olup olmadığını soruyor. Hükümet sözcüleri, bu programların varlığını basından öğrendiğini kaydediyor.

Koalisyon hükümetinin ortağı liberal Hür Demokrat Parti (FDP) milletvekillerinden ve mecliste istihbaratın denetiminden sorumlu komisyonun üyelerinden olan Hartfried Wolff ise şunları kaydediyor:

“ABD istihbarat birimlerinin, bizlerin bilmediği ve kullanmayı da düşünmediği bazı araçlar yoluyla istihbarat elde etmiş oldukları olasılığını doğal olarak dışlayamayız.”

‘Bu işbirliği kaçınılmaz’

BND'nin eski başkanlarından Hans-Georg Wieck, ülkelerin istihbarat birimleri arasında bilgi paylaşımının önemli olduğunu, bu yolla ülke içinde hazırlıkları yapılan ancak Alman istihbarat birimlerinin ipucu yakalayamadığı terörist saldırıların önlenebildiğini kaydediyor.

Hans-Georg Wieck, Alman dış istihbaratının müttefik ülke istihbaratlarıyla yaptığı işbirliğinin, yasada belirlenen sınırlara aykırı olduğu eleştirilerini geri çeviriyor ve şunları kaydediyor:

“Bu çoğu zaman kanundaki boşluklardan istifade etmek olarak değerlendiriliyor, ancak bu işbirliği kaçınılmazdır. Bu sınırlamalar olsun olmasın bu işbirliği sürecektir.”

Der Spiegel’in haberine göre, ABD Ulusal Güvenlik Kurumu NSA, Almanya’da her ay yaklaşık 500 milyon telefon konuşmasını, kısa mesajları, internet üzerinden yapılan iletişimi takip ediyor.

ABD ve İngiltere gibi müttefik ülkelerin dijital casusluk faaliyetlerinde diğer müttefik ülkeleri hedef alması kamuoyunda büyük tartışma konusu. İngiliz istihbaratının, G20 zirvesi sırasında diğer ülke heyetlerinin telefon ve internet iletişimini takip etmesi de büyük tartışma çıkarmıştı.

İstihbarat konularında uzman araştırmacı Erich Schmidt-Eenboom ise ortaya çıkan skandalların kendisini şaşırtmadığını söylüyor. İngiliz istihbaratının 'görevini yaptığını' söyleyen araştırmacı, “Onların görevi yalnızca ciddi suçlarla mücadele ve ulusal güvenliği korumak değil. En önemli görevlerinin başında da ülkenin ekonomik çıkarlarının gözetilmesine katkı sağlamak” şeklinde konuşuyor. Hükümetler, dijital dinleme operasyonlarını gerekçelendirirken genellikle terörle mücadele tehditlerini öne sürse de istihbarat birimlerinin tam olarak neyin peşinde olduğu bilinmiyor. Gizli servisler, bu yeni dönemde, çok daha derinden çalışıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Marcus Lütticke / A. Şimşek

Editör: Hülya Schenk