1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

‘Burkini kararı’na tepkiler

13 Eylül 2013

Müslüman kız öğrencinin, okulda yüzme derslerine katılmak istememesi ile başlayan ve yargıya taşınan tartışmada Federal İdare Mahkemesi kararını verdi. Müslüman toplumun temsilcileri kararı değerlendirdi.

https://p.dw.com/p/19h2n
Fotoğraf: picture-alliance/dpa


İsteyen Müslüman kız öğrencilerin, haşema giyerek yüzme derslerine katılabileceklerine işaret eden mahkeme, öğrencilerin dini gerekçelerle yüzme derslerinden muaf tutulmaları yönündeki talebi kabul etmedi.

Davacı ailenin avukatı Klaus Meissner, okula karşı açtıkları davada, 20 yıl önce yine Federal İdare Mahkemesi tarafından alınan bir karara işaret etmiş, okullarda yüzme derslerine katılan öğrencilere cinsiyete göre ayrı ders imkânı sunulmuyorsa, öğrencilerin dersten muaf tutulma haklarının bulunduğunu savunmuştu.

Ancak davanın temyiz öncesinde görüldüğü Hessen Eyalet Mahkemesi, okulun tutumunu haklı bulurken, "uyumun" önemini vurgulamış, öğrencilerin Almanya'daki seküler ve çoğulcu yaşama hazırlanmasının öneminin altını çizmişti. Avukat Meissner, 'karma eğitimin cinsiyetler arası saygın bir ilişkinin oluşması için zorunlu olmadığını' savunsa da, mahkemeyi ikna edemedi.

Hangisi öncelikli?

Federal İdare Mahkemesi’nın kararı sonrasında ise Almanya'da bu kez 'bireylerin inanç özgürlüğünün mü, yoksa Anayasa gereği çocuklara eğitim sağlama yükümlülüğünün mü’ önde geldiği tartışması başladı.

Almanya Müslümanları Merkez Konseyi Başkanı Ayman Mazyek, Deutsche Welle mikrofonlarına alınan kararın İslami kurallara göre “makul” olduğunu anlattı:

"Alınan bu karar konusunda, haşema giyilmesinin İslami olarak makul olduğunu düşünüyoruz. Ancak bireysel vakalarda, inanç ve vicdan konularının da dikkate alınması gerekir. Tabi böyle durumlarda alınan karardan farklılaşmalar olabilir. Karma gruplarda yüzme dersine katılmak istemediğini söyleyenler olursa, bu konuda anayasal hakların dikkate alınması gerekir. Şu anda aslında dini cemaatlerin ya da kişilerin uyumundan çok toplumun bu konuda gösterdiği tolerans ve anayasal olarak zaten güvence altında bulunan hakların uygulanması konusu tartışılıyor. Din ve inanç özgürlüğü temel haktır ve korunmalıdır."

‘Din şahsi bir konudur’

Bremen Üniversitesi Kültürlerarası Eğitim kürsüsü öğretim üyelerinden Profesör Yasemin Karakaşoğlu, dinin her şeyden önce şahsi bir konu olduğunu belirtiyor. Karakaşoğlu bununla birlikte kişilerin dini hassasiyetleri ve devletin eğitim sorumluluğu arasında bir orta yolun bulunması gerektiğini belirtiyor:

"Tüm insanların bedenleri, soyunma ya da karşı cinsle iletişimler konularında aynı fikirde olması beklenemez. Ve uyum zorla empoze edilemez. Her iki tarafı da memnun edebilecek pragmatik çözümler bulunabilir. Özellikle uyum konusunda zorunluluklara değil pragmatik düşünceye ihtiyaç var."

Leipzig Federal İdare Mahkemesi, isteyen kız öğrencilerinin haşema giyerek de erkek öğrencilerle yüzme dersine girebilecekleri yönünde aldığı kararı uzlaşmacı bir çözüm olarak nitelendiriyor. Mahkeme bu kararla 'devletin çocuklara eğitim sağlama yükümlülüğü’ ile ‘bireysel inanç özgürlüğü’ ilkeleri arasında pratik bir çözüm bulduğunu belirtiyor.

Almanya Türk Toplumu isimli sivil toplum kuruluşunun başkanı Kenan Kolat da alınan kararı desteklediklerini ve Müslüman öğrencilerin toplumsal hayatın bir parçası olması gerektiğini vurguladı.

Futbol tutkusu

Yasemin Karakaşoğlu
Yasemin KarakaşoğluFotoğraf: picture-alliance/dpa
Ayman Mazyek
Ayman MazyekFotoğraf: picture-alliance/dpa


© Deutsche Welle Türkçe

DW/SD/NŞ/AŞ/NH