1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Cemal Kaşıkçı kim?

19 Ekim 2018

İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğunda öldürülen Cemal Kaşıkçı dünya gündeminin odağında. Suudi iktidar çarklarının içinden gelen, İslami aktivist, liberal, muhalif, gazeteci Kaşıkçı kim?

https://p.dw.com/p/36rPX
Jamal Khashoggi saudischer Journalist
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/V. Mayo

Genç Usame bin Ladin'in arkadaşı, Müslüman Kardeşler sempatizanı, Suudi Kraliyet ailesinin iktidar çarklarına yakın, kraliyete muhalif, muhafazakar, liberal, idealist... Cemal Kaşıkçı'yı tanımlamak için kullanılabilecek kelimelerin oluşturduğu tezat gibi, Kaşıkçı'nın kendisi de karmaşık bir kişilikti.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, Suudi hanedanına yakın, sistemin içinden biriyken kendi seçtiği sürgünde muhalif bir isim hâline geldi.

Kaşıkçı, 1958'de Medine'de Suudi Arabistan'ın Türk kökenli nüfuzlu ailelerinden birinde dünyaya geldi. Tarihçi Murat Bardakçı, Bloomberg'e verdiği röportajda, Kaşıkçı ailesinin 300 yıl önce Kayseri'den göç ettiğini söylüyor. Büyükbabası Muhammed Kaşıkçı, ülkenin kurucusu Kral Abdül Aziz el-Suud'un özel doktoruydu. Kaşıkçı ailesinden, Cemal Kaşıkçı gibi uluslararası kamuoyunun tanıdığı başka isimler de çıktı. Silah ticareti yapan 70'li ve 80'li yılların en zengin isimleri arasında yer alan Adnan Kaşıkçı dayısı, Paris'te geçirdiği trafik kazasında sevgilisi Lady Diana ile birlikte hayatını kaybeden işadamı Dodi el Fayed de kuzeni.

Yüksek öğretimini Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Indiana Üniversitesi'nde işletme eğitimi alarak tamamlayan Kaşıkçı, gençlik yıllarını İslam ideolojisini araştırarak geçirdi.

Gazetecilik kariyeri

1982'de mezun olmasının ardından Eş-Şark El-Avşat'ın da aralarında olduğu Suudi Arabistan'ın önde gelen gazeteleri için çalışmaya başladı. Gazetecilik kariyerindeki dönüm noktalarından biri, Afganistan'daki çatışmaları takip etmek için bölgeye gönderilmesi oldu. Genç Kaşıkçı, cephede savaşmadı. Ancak Sovyet işgaline karşı mücadele eden, Suudiler ve CIA'in desteklediği mücahitlere sempati duydu. 

Kaşıkçı'nın Arap dünyasında Batılı ülkelerin sömürgeci izlerini silmek isteyen Müslüman Kardeşler'e olan ilgisi de biliniyordu. Bu ortak ilgi, Usame adlı genç bir Suudi ile yakınlaşmasına neden olacaktı. Usame bin Ladin daha sonra El Kaide örgütünü kurup 11 Eylül saldırılarının ardından ABD'nin bir numaralı düşmanı haline gelecekti. Daha genç bir gazeteciyken Kaşıkçı, bin Ladin'le defalarca röportaj yaptı. Ancak  bin Ladin'in Batılı ülkelere karşı şiddet çağrısı yapması, 1990'larda El Kaide'nin kurucusu ile arasına mesafe koymasına neden oldu.

Liberal görüşü benimseyen Kaşıkçı, Suudi makamları tarafından fazla yenilikçi görülüyordu. Bu durumun izlerini gazetecilik kariyerinde görmek mümkün. 2003 yılında Suudi gazetesi El Vatan'da yayın yönetmenliğine getirildi. Ancak, koltuğunda sadece 54 gün oturabildi.

Kaşıkçı, Veliaht Prens Muhammed Selman'ı eleştiren muhalifler arasında yer alıyordu.
Kaşıkçı, Veliaht Prens Muhammed Selman'ı eleştiren muhalifler arasında yer alıyordu.Fotoğraf: picture-alliance/AA/Bandar Algaloud/Saudi Royal Council

Suudi yönetimi ile yakın markaj

Suudi makamlarla çok boyutlu bağları bulunan Kaşıkçı, Washington ve Riyad'da danışmanlık görevleri üstlendi. Kaşıkçı'nın danışmanlık yaptığı isimler arasında Suudi Arabistan'ın istihbarat servisini 20 yılı aşkın bir süre yöneten Prens Turki el Faysal da vardı. El Faysal, 2005 yılında Washington'a büyükelçi olarak atandığında Kaşıkçı da onunla birlikte ABD'ye gitti.      

2007'de Suudi Arabistan'a geri döndü. Bir kez daha El Vatan gazetesinde çalışmaya başladı. Ancak üç yıl sonra "editoryal çizgisi" ve "Suudi toplumunda tartışma ve müzakerenin sınırlarını zorlaması" gerekçe gösterilerek işten atıldı.

Suudi milyoner Prens el Velid bin Talal ile yakınlaşması üzerine, Bahreyn'in başkenti Manama'da 24 saat yayına başlayan haber kanalı Al-Arab'ın kuruluşunda yer aldı. Ancak, bu kanal muhalif bir yetkili ile yapılan röportajdan 24 saat sonra Riyad'ın yakın müttefiki Bahreyn tarafından kapatıldı.

Suudi Arabistan'ı terk etme sebebi veliaht prens mi? 

Suudi gazeteci Kaşıkçı, Suudi Arabistan'ı 2017'nin Eylül ayında terk etti. Kaşıkçı'nın Riyad'dan ayrılışı, Prens Muhammed bin Selman'in tahta veliaht atanmasının ardından geldi. Birkaç ay içerisinde de Prens el Velid'le birlikle yüzlerce yetkili ve işadamı, Suudi Arabistan yönetiminin yolsuzluk operasyonu olarak adlandırdığı operasyonda yakalandı.

Peki Kaşıkçı Suudi Arabistan'daki yeni dönem için neler düşünüyordu?

Kaşıkçı, geçtiğimiz yıl Washington Post'ta yayınlanan bir makalede, veliaht Prens Muhammed'in yönetimi altında Suudi Arabistan'ın "korku, gözdağı, tutuklamalar ve itibarsızlaştırma" dönemine girdiğini yazdı. Riyad tarafından terör örgütü olarak kara listeye alınan Müslüman Kardeşler'i savunduğu için Arap dünyasına yayın yapan El Hayat'ta yazmaktan men edildiğini aktardı. Ayrıca "Suudi Arabistan'ın Trump'ın başkanlığı konusunda endişe duyması gerektiği" şeklindeki bir Twitter paylaşımı nedeniyle Suudi makamların, Twitter hesabını kullanmasını yasakladığını anlattı.

Kaşıkçı ayrıca Suudi Arabistan'ın dış politikasında son dönemde öne çıkan iki çizgiye de tepkiliydi: Riyad'ın Yemen'deki iç savaştaki rolü ve Katar'a yönelik uygulanan ambargolar.

Mart ayında The Guardian gazetesi için kaleme aldığı yazıda veliaht prensin politikaları için şu ifadelere yer vermişti:

"Reform programı konusunda veliaht prens övgüyü hak ediyor. Ancak atılgan ve sivri yapılı bu genç yenilikçi, yaptığı değişikliklerin Suudi toplumunda tartışılmasını ne yüreklendirdi ne de izin verdi." Kaşıkçı'nın veliaht prens ile ilgili değerlendirmesi şu sözlerle bitiyordu:

"Ülkeyi eski dönemin dini aşırılıklarından, 'Benim reformcu aşırılıklarımı kabul etmek zorundasınız' noktasına sürüklüyor gibi duruyor."

AFP/ÖA,BK

© Deutsche Welle Türkçe