1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

010709 60 Jahre Babyschnuller

3 Temmuz 2009

Binlerce yıl önce Mısır'da bebekleri sakinleştirmek için balla doldurulmuş kilden figürlerin kullanıldığı biliniyor. Modern emziklerse bundan 60 yıl önce Alman uzmanlar tarafından geliştirildi.

https://p.dw.com/p/If5P
Fotoğraf: bilderbox.de

Ağlayan bebekleri sakinleştirmenin en iyi yönteminin ona emebileceği bir şeyler vermek olduğunu bilmeyen yoktur. Hatta binlerce yıl önce Mısır'da bu iş için içi balla doldurulmuş kilden küçük figürler kullanılıyordu. Bu figürlerin günümüzde kullanılan emzik ve biberonların de atası oldukları kabul ediliyor. Yeni doğanlardaki emme refleksi o denli güçlüdür ki, birçok bebek henüz anne karnındayken parmak emmeye başlar. Ancak parmak emmek, annelerin ve tabii ki çene yapısını bozduğu için diş doktorlarının en büyük kâbusudur. İşte tam da bu yüzden, 1949 yılında ortodontist Wilhelm Balters ve diş hekimi Adolf Müller ilk doğal ve çene yapısına uyumlu emziği üretti.

Emzik her ne kadar parmak emmeye oranla daha zararsız da olsa, dil ve konuşma terapisti Profesör Heinrich Pfaar'a göre tamamıyla da masum değil. Deutsche Welle'ye konuşan Pfaar, "Evet, emzik pratikte çocuğu sakinleştirmek için emzirmeye bir alternatif oluşturuyor. Ancak genellikle günümüze bile emzikler bala batırılıyor ya da çokokreme bulanıyor. Bu da diş çürüklerine davetiye çıkaran bir uygulama." şeklinde konuşuyor.

Silikon ya da kauçuk, damaklı ya da damaksız

Emzik, göğüs ucunu taklit eden bir yapıya sahip... Bebeklere, karınlarını doyurdukları sıcak ve huzurlu ortamı hatırlatıyor. Günümüzde silikon ve kauçuktan üretilen emzikler, damaklı ve damaksız olmak üzere iki çeşitler. Silikon emzikler, diş darbelerine dayanıklı olmadıkları için özellikle diş çıkarmamış bebeklere öneriliyor. Silikon emzikler kolay deforme olmuyor. Diş darbelerine dayanıklı olan kauçuk emziklerse suyu emdikleri için bir süre sonra deforme oluyor. Damaksız emzikler, göğüs ucu formuna benzedikleri için bebekler tarafından daha çok tercih ediliyor. Ancak damağa baskı yaparak damak yapısını bozdukları için dişlerin yamuk çıkmasına neden oluyorlar. Bu nedenle uzmanlar tarafından, bebek bir yaşına bastıktan sonra kullanılmamaları öneriliyor.

Deutsche Welle'nin sorularını yanıtlayan Professör Pfaar, bebeklerin, annelerinin göğsünden süt sağabilmek için damağa baskı yapan bir emme hareketi uygulamaları gerektiğini belirtiyor. Ancak bebek memeden kesildikten sonra, biberonla beslendiği dönemde sütü biberondan sadece dudakları yardımıyla çekiyor. Dolaysıyla bebeklerin sahip oldukları emme refleksi, aslında sadece ilk aylar için önemli. Professör Pfaar, emzik kullanan bebeklerin bu güçlü emme hareketini devam ettirdiklerini, dolayısıyla zaman içince ön kesici dişlerinin şeklinin bozulduğunu söylüyor.

İki yaşından itibaren sürekli kullanılmamalı

Uzmanlar, iki yaşından itibaren diş yapısının bozulmaması için düzenli emzik kullanımına son verilmesini öneriyor. Ancak çocukları emzik alışkanlığından uzaklaştırmak her zaman düşünüldüğü kadar kolay olmuyor. En çok kullanılan yöntemler, emziğe çocukların tadından pek de hoşlanmadıkları hardal gibi besinler sürmek veya emziği bir iğneyle delerek içindeki havayı boşaltmak. Çocuğa, artık büyüdüğünu ve emzik kullanmasının onun için zararlı olduğunu anlatmaya çalışmakta da başka bir yöntem .

Deutsche Welle'nin bilgisine başvurduğu Profesör Pfaar, her ne kadar pratik olsa da düzenli olarak emzik ve biberon kullanımından mümkün mertebe uzak durulmasını tavsiye ediyor. Pfaar, "Annelerin daha aktif olmaları gerekiyor. Yeniden bebeklerini emzirmeye başlamalılar. Doğal yönteme geri dönmeliyiz. Bu şekilde pek çok çocukta karşılaştığımız emzikle ilgili sorunların da önüne geçilmiş olur." diyor.

Uzun süre emzik kullanan çocukların büyük bir bölümüne, ileriki yaşlarda ortodontistin yolu gözüküyor. Bu da tel takarak geçirecekleri uzun, masraflı ve zahmetli bir süreç anlamına geliyor.

15 Monate altes Kind
Fotoğraf: Petra Nicklis
Robbe mit Schnuller im zoologischen Garten in Jihlava
Fotoğraf: AP
Love Parade Schnuller
Fotoğraf: AP


Petra Nicklis / Çeviri: Banu Ertek

Editör: Murat Çelikkafa