1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Fransa’da “burka nasıl yasaklanmalı” tartışması

31 Mart 2010

Fransa’da Danıştay burka ve peçeli çarşafa genel ve mutlak yasak getirilmesinin Fransız Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olabileceği yönünde görüş belirtti.

https://p.dw.com/p/Mism
Fotoğraf: AP

Fransa’da son iki yıldır devam eden burka ve peçeli çarşafın yasa yoluyla yasaklanması tartışması çerçevesinde Fransa başbakanı François Fillon’un talebi üzerine bir görüş raporu hazırlayan Danıştay, olası bir yasağın hukuksal açıdan sadece güvenlik ve dolandırıcılıkla mücadele kapsamında meşru kılınabileceğini belirtti.

Danıştay raporunda söz konusu yasağın, kamusal düzenin korunmasının zorunlu olduğu uluslar arası konferans merkezleri, bankalar, kuyumcu dükkanları veya spor müsabakalarının yapıldığı yerlerde gündeme gelebileceği not edildi. Danıştay, yasağın, mahkemeler, seçim büroları, belediye binaları, kamuya ait okullar, hastane ve sağlık merkezleri ve üniversiteler de dahil omak üzere sınav merkezlerini kapsayabileceğine de vurguda bulundu.

Takdir yasamaya bırakıldı

Fransız yüksek idari yargısına göre, alkol veya tütün gibi 18 yaşın altındakilere pazarlanması yasak ürünlerin satış işlemi sırasında da yasağın uygulanması mümkün. Ancak Danıştay, metro, banliyö trenleri veya üniversiteler konusunda görüş belirtmekten kaçındı ve bu mekanlarda takdiri yasamaya bıraktı.

Danıştay, olası bir yasağa uymayanalara yönelik cezai yaptırım konsuunda ise pedagojik yaklaşımı benimsiyor. Yüksek idair yargı yargıçları bu çerçevede Fransız hükümetine, yasağa uymayanlar ile devlet arasında ilk etapta arabuluculuk öneriyor. Arabuluculuğun sonuç vermemesi durumunda ise para cezası öngörülmesini istiyor. Danıştay, buna karşılık, kadınları, vücutlarını tamamen örtmeye zorlayanlara doğrudan cezai müeyyide uygulanmasından yana.

Danıştay’ın raporu, genel ve mutlak yasak yanlısı muhafazakar-liberal iktidar partisi Halk Hareketi Birliği (UMP) içinde huzursuzluk yaratmış durumda. UMP’nin Meclis sözcüleri Danıştay’ın kararına “saygı duymakla birlikte”, son sözün halkın temsilcisi olan yasamada olduğunu söylüyorlar.

"Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz"

Bu konuda iktidardan en sert tepki cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye yakınlığıyla bilinen İçişleri bakanı Brice Hortefeux’den geldi. Hortefeux, Danıştay raporunun açıklanmasının ardından Meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada, “Genel hukuk kuralları çerçevesinde vücüdun bütünüyle örtülmesinin tamamen yasaklanması için gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz. Zira yarın kadınların tamamen örtünmüş biçimde okullara gelip çocuklarını almalarını, kamuya ait mekanların gişelerine gelmelerini veya toplu ulaşım araçlarına binmelerini istemiyoruz. Vücudu tamamen örtmek radikal bir ifade şekli ve toplulukçuluktur. Fransız Cumhuriyeti ne radikalizmi ne de toplulukların içlerine kapanmalarını kabul edemez” şeklinde konuştu.

Başbakan François Fillon ise iktidar partisi milletvekillerinden burka ve peçeli çarşaf yasağıyla ilgili karar tasarını ivedi şekilde Meclis gündemine almalarını istedi. Karar tasarısı Meclis’teki siyasi grupların çoğunluğu tarafından destekleniyor. Ancak Meclis’ten çıkacak bir kararın hukuksal yaptırımı bulunmuyor. Hukuksal planda burka ve peçeli çarşafın yasaklanabilmesi için yasa çıkarılması gerekiyor. Hükümetin, karar tasarısı oylandıktan sonra yasa çalışmalarına başlaması ve yasanın en geç sonbahar aylarında tartışılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlık

Fransız siyaset gözlemcilerine göre, iktidar partisinin burka ve peçeli çarşafa yasak konusunda bu denli ısrarlı olmasının arkasında sadece güvenlik endişesi değil aynı zamanda 2012 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi perspektifi yatıyor. Fransa’da aşırı sağcı lider Jean-Marie Le Pen’in partisi Milli Cephe’nin (FN) 2002 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminde özellikle İslam karşıtlığı ve ülkedeki yabancı göçmenleri seçim malzemesi olarak kullanıp seçimin ikinci turuna yükselmesinin ardından, merkez sağ partiler de bu konularda seçmenlerin aşırı sağa kaymasını engellemek için politikalar yürütmeye başladılar. Bu politikanın, Le Pen’in birçok söylemini merkez sağa uyarlayan Sarkozy’nin 2007 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinde önemli rol oynadığı söyleniyor.

Ancak Sarkozy’nin geçtiğimiz aylarda “öldüğünü” söylediği FN, bu yıl 14-21 Mart tarihlerinde düzenlenen bölge genel meclis seçimlerinde, İslam karşıtlığı söylemi sayesinde oylarını ulusal planda yüzde 12’ye yükseltti. Şu an Fransa’nın dördüncü büyük siyasi hareketi olan FN’nin, ülkenin Belçika, Almanya ve İtalya’yla sınır olan bölgelerindeki oy oranı yüzde 20 civarında.


© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Kayhan Karaca / Paris

Editör: Ahmet Günaltay