1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Neonaziler futbola sızıyor

9 Kasım 2011

Aşırı sağcıların sporu kendi çıkarlarına alet etmeleri yeni bir olgu değil. Ancak hâlâ güncel. Aşırı sağcılar, futbol çevrelerine sızarak, ideolojilerini yayıyor.

https://p.dw.com/p/1374V
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

"Futbol turnuvası dendi mi, herkes sahnede. Başbakan, futbol federasyonu başkanı ile yan yana oturuyor. Herkes futbolu kendi çıkarı için kullanmak istiyor, zira bu sporun 20-30 milyon seyircisi var. Neonaziler de bu yüzden futbolu kullanıyor; bu, onlar açısından gayet anlaşılabilir birşey.”

Bu sözlerin sahibi gazeteci Ronny Blaschke konuyla ilgili bir kitap kaleme almış: “Sağ açıktan hücum – Neonaziler futbolu nasıl kötüye kullanıyor?”. Bu amaçla hem doğu, hem de batı eyaletlerinde birçok futbol kulübünü ve çevrelerini inceleyen Blaschke, Almanya’da özellikle amatör liglerde ciddi bir sorunun var olduğuna dikkat çekiyor ve Neonazilerin artık ilk bakışta kendini ele vermeyen şifreler ve kodlar aracılığıyla ideolojilerini sergilediklerini belirtiyor. Blaschke, "En tanınmış işaret 88. Bu tabii babaannenizin yaşı, ya da oğlunuzun doğum yılı olabilir. Ama kıyafetinizde bir şekilde yer verdiğiniz 88, aynı zamanda Hitler selamı da olabilir. Zira Alman alfabesinin sekizinci harfi H – yani 8 ve 8, ‘Heil Hitler’in kısaltılmışı olarak algılanabiliyor.” şeklinde konuşuyor.

Fussball Netz gegen Nazis
Hamburg ve Werder Bremen takımı futbolcuları 2008 yılındaki bir maç öncesi Nazi karşıtı bir pankart açmıştıFotoğraf: picture-alliance/dpa

Birçok genç için futbol hobiden de öte

Futbol bir kitle sporu. Ayrıca futbol taraftarlarını bir araya getiren kulüplerin yapısı aşırı sağcı gruplar için kolayca beslenebilecekleri birer platform olabiliyor; zira bu kulüplerde de çoğunlukla hiyerarşik bir yapıda genç erkekler faaliyet gösteriyor ve bu erkekler için tuttukları takımlar birer hobi olmaktan öte bir anlam taşıyor. Blaschke, "Futbol taraftarlarından sık sık aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’nin söylemlerini andıran ifadeler duydum. Onur, birlik, anavatan, sadakat. Bu da aşırı sağcıların bu ortamlarda kendi ideolojilerine yandaş bulmalarını kolaylaştırabilen bir etken.” diyor.

Sataşma futbolun parçası

Köln’de taraftarları inceleyen bir projede çalışan sosyal hizmetler uzmanı Andreas Schmidt de benzeri sonuçlara varmış: "Futbol hep belli bir hedefe odaklanma, rakip yaratma ve diğerlerine karşı kendini sınırlama üzerine kurulu. Sataşma, futbolun neredeyse ayrılmaz bir parçası; burada önemli olan nasıl sataşılacağı.”

Anonim olunca ırkçı hakaret etmek kolaylaşıyor

Hayatında bir kez bile maça gitmiş olan herkes, taraftar tezahüratlarının belli sınırları aştığını bilir. Örneğin eskiden tribünlerin sevgilisi olan ama şimdi rakip takım formasıyla sahaya çıkan bir oyuncuya “çingene” tabiriyle küfredilmesi pek sıra dışı değil. Tribünlerde geniş bir kitlenin sağladığı anonim olma duygusuyla ırkçı önyargılar ve hakaretler taraftarların ağzından daha kolay dökülüyor.

Rechtsradikalismus beim Fußball in Leipzig
Aşırı sağcılar, futbol maçları sırasında zaman zaman olay çıkmasına yol açıyorFotoğraf: Oberliga-Süd

Sosyal angajman kisvesi

Konu hakkında kitap yazan gazeteci Ronny Blaschke, özellikle amatör sporda aşırı sağın kendine yandaş aradığına dikkat çekiyor ve bunun için aşırı sağcıların sosyal angajman kisvesi altında genç takım antrenörü ya da hakem olarak görev üstlendiklerini anlatıyor.

En önemli nokta bilgilendirmek

Köln'den sosyal hizmetler uzmanı Andreas Schmidt ise, özellikle gençleri bilgilendirmek için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini kaydediyor. Schmidt, "Örneğin Buchenwald'deki eski Nazi toplama kampına bir gezi düzenledik, ırkçılık karşıtı etkinliklerimiz oluyor. Ayrıca kısa bir süre önce eşcinsel karşıtı akımlarla mücadele için bir gece düzenledik. Aslında konuya önem veriyoruz ve epey çaba sarf ediyoruz.” şeklinde konuşuyor.

Futbolda aşırı sağcı akımlar konusunda çalışan iki uzman da en önemli hususun bilgilendirmek olduğunu vurguluyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Olivia Fritz / Çeviri: Aydın Üstünel

Editör: Çelik Akpınar