1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

"Ortadoğu’da Kürt kartı Rusya’ya geçti"

23 Ekim 2019

Ortadoğu’da Kürt siyasal hareketi, ABD’nin YPG projesini sona erdirmesiyle sekteye uğradı. Uzmanlara göre Kürt kartı artık Rusya’nın elinde. Peki bu Türkiye için ne anlama geliyor?

https://p.dw.com/p/3Rnm7
Syrien YPG Kämpfer
Fotoğraf: Getty images/A. Sik

"Ortadoğu'da önemli bir yemeğe davetliyseniz ve isminiz davetli listesinde yoksa bir de menüye bakın. Orada olabilir." Ortadoğu diplomasisinin acımasızlığını tarif etmek üzere son dönemde sıkça dile getirilen bu söz bir kez daha gerçek oldu.

ABD desteğiyle IŞİD'e karşı giriştikleri savaşta askeri başarıların yanında siyasi kazanımlar elde eden ve Suriye'de kurulacak yeni sistemde kurdukları kantonlarla özerkliklerini resmileştirme hayali kuran Kürtler bir kez daha büyük güçler tarafından yüz üstü bırakıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, "Kürtleri ilelebet koruma sözü vermedik" derken, Savunma Bakanı Mark Esper, "Kürtleri NATO müttefikimiz Türkiye'ye karşı koruma gibi bir yükümlülüğümüz yok. NATO müttefikimizle savaşacak değiliz" açıklamasında bulundu.

ABD-YPG ilişkisinin "son kullanma tarihi"

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü Türkiye Araştırmaları Programı Direktörü Soner Çağaptay, ABD ile Suriyeli Kürtler arasındaki ilişkiyi, "son kullanım tarihi olan geçici bir ilişki" olarak tanımlıyor. Çağaptay, "IŞİD'in yenilmesinden sonra 2017'de bu ilişkinin bitip bitmeyeceği değil, ne zaman biteceği sorusu vardı. Burada tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan çok başarılı bir strateji izledi ve Suriye’ye girme tehdidini gerçekleştirerek ABD'yi kendi ile YPG arasında seçim yapmaya zorladı. Amerikan siyasetinde reel politik olarak bakarsak ABD'nin, NATO'nun ikinci büyük ordusu olan Türkiye'yi mi, yoksa 10 bin tane militanı olan YPG'yi mi seçeceği sorusunun cevabı son derece basitti. Ve Amerika Türkiye'yi seçti" diyor.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden Soner Çağaptay
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden Soner ÇağaptayFotoğraf: privat

"Ağır tavizler vermek zorunda kalacağımızı biliyoruz"

Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Abdi, Barış Pınarı Harekâtı sürerken 13 Ekim'de Foreign Policy dergisinde yayınlanan makalesinde "ABD’den askerlerinin bölgede çarpışmasını değil, siyasi arabuluculuk için ağırlığını kullanmasını istediklerini" belirterek, "Rusya ve Suriye rejimi, korumamız altındaki milyonlarca insanın hayatını kurtaracak tekliflerde bulundu. Onların vaatlerine güvenmiyoruz. Açıkçası kime güvenilebileceğini bilmek zor… Moskova ve Esad ile iş birliği yoluna girersek ağır tavizler vermek zorunda kalacağımızı biliyoruz" demişti.

Ancak sahadan çekilen ABD'nin siyasi ağırlığını sürdürebileceği şüpheli. Hamburg Üniversitesi misafir öğretim görevlisi Dr. Arzu Yılmaz, ABD'nin Suriye'den çekilme kararının kalıcı olduğu görüşünde. Suriye'ye geri dönüşün bir dahaki sefere çok daha büyük bir güç gerektireceğini ve ABD'nin bunu göze alacağını düşünmediğini belirten Yılmaz, "Özellikle Suriye sahasında son on yılda yaşadıklarımız bize gösterdi ki, askeri olarak sahada ne kadar varsanız, masada da sözünüz ve siyasi şekillenmeye yapacağınız etki de onunla aynı ölçüdedir. Kürtlerin geleceği bağlamında hiç kuşkusuz ki kartlar artık Rusya'nın elinde olacak" görüşünü dile getiriyor.

Ortadoğu uzmanı Dr. Arzu Yılmaz
Ortadoğu uzmanı Dr. Arzu YılmazFotoğraf: privat

Rusya Kürt kartını nasıl oynayacak?

Kartların Rusya’nın eline geçmesi, bölgedeki tablonun tamamen yeni bir bakış açısıyla okunmasını zorunlu kılıyor. PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamayan Rusya, PYD'nin Suriye’nin geleceğiyle ilgili süreçlere katılmasını hep destekledi, ancak Türkiye’nin itirazlarını göz önünde bulundurarak ısrarcı olmadı. PYD ile PKK’yı ayrı göstermenin bir Amerikan projesi olduğunu belirten Dr. Arzu Yılmaz, Rusya açısından bu tür bir ayrımın söz konusu olmadığına işaret ediyor.

Suriye'nin Kürtlerle ilgili planı ne?

Rusya’nın şu anki önceliğinin Esad ile Türkiye’yi yakınlaştırmak olduğunu ve bu kartı Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak şekilde kullanacağını düşünmediğini belirten Yılmaz, "Onun yerine Erdoğan'ın Esad ile aynı fotoğraf karesine dahil olduğu bir sonucu almayı tercih edecektir. Ama bu kartın bundan sonra Rusya'nın elinde olacağını ve bundan sonra Türk-Rus ilişkilerinde tıpkı Türkiye-ABD ilişkilerinde olduğu gibi Kürt meselesinin de bir potansiyel çatışma konusu olma ihtimalini gözden kaçırmamak gerek" diyor.

Bağımsızlık hayallerinin sonu

Kürt siyasal hareketinin Rusya ve Esad rejimine vermek zorunda kalacağı ağır tavizlerin başında, özerklik ve bağımsızlık hayallerine mevcut haliyle veda edilmesi geliyor. Rusya, 2017 Ocak ayında başlatılan Astana sürecinin ilk turunda Suriyeli Kürtlere sınırlı özerklik öngören bir taslak sunmuştu. Taslak özünde dış politika, savunma, enerji gibi alanlarda Şam’a tam bağımlılık öngörürken kültürel özerklik gibi daha "yumuşak" unsurlar içeriyordu.

Suriye Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov geçen yıl yaptığı bir açıklamada "Geçen yüzyılda Batılı meslektaşlarımızın yaptığı gibi bölgeyi karıştırmanın aksine, Kürtlerin bulundukları ülkelerin sınırları içinde eşit haklara sahip olması için çalışmalıyız" diyerek Kürtler için öngördükleri rolü özetliyordu.

Kürtler Cenevre'de yer alır mı?

Suriye’nin geleceğinin masaya yatırılacağı ve 30 Ekim’de başlaması öngörülen Anayasa Komitesi toplantılarında ABD desteğiyle "taraf" olarak yer almayı hedefleyen PYD, Türkiye’nin baskısı nedeniyle davetliler listesinde yer almamıştı. Şimdiye kadar Kürtlerin siyasal kazanımlarının masada ne kadar güvence altına alınacağının tartışıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Şu geldiğimiz aşamada artık varlıklarının, bir toplum olarak hayatta kalmalarının ya da güvenliklerinin garanti altına alınması konuşulmak durumunda" diyor.

YPG PKK ile ne kadar bağlantılı?

Ortadoğu uzmanı Dr. Arzu Yılmaz, Kürtler konusunda Rus diplomasisinin devreye gireceğini ve Esad rejimi ile PYD arasında varılacak bir mutabakat çerçevesinde Kürtlerin Cenevre sürecine katılımının sağlanabileceğini öngörüyor. Kürtler bağlamında Türkiye'nin muhatabının bundan böyle Esad rejimi ve Rusya olacağını belirten Yılmaz, "Bundan sonra PYD'nin nasıl var olacağı, ne şekilde devam edeceği, Türkiye bağlamında tartışacağımız bir konu değil. Rejimle Kürtlerin müzakeresine bağlı olarak şekillenecek bir mevzu" görüşünü dile getiriyor.

"Esad Ankara'yı affetmeyecek"

Peki Rusya ya da Esad rejimi Kürt kartını Türkiye’ye karşı kullanır mı? Washington Enstitüsü’nden Soner Çağaptay, Rus lider Putin'in en önemli önceliğinin "Erdoğan'ın Esad'ı tekrar Suriye'nin meşru hükümetinin başı olarak görmesi” olduğunu vurguluyor.

Erdoğan ile Esad arasında bir el sıkışma olsa bile bunun Suriye’deki YPG/PKK varlığının biteceği anlamına gelmediğini belirten Çağaptay, "Esad daha önce yaptığı gibi PKK'yı kapatacak, off düğmesine basacak, Suriye'de birkaç sene daha PKK’nın bahsini duymayacağız. Çünkü Esad’ın önceliği, Türkiye ile ilişkilerini yeniden tesis etmek ve Türkiye sınırını kendi açısından yeniden oluşturmak. Ama orta vadede Esad, iç savaşta kendine karşı ayaklanan kesimlerin en büyük uluslararası destekçisi olan Ankara'yı bence affetmeyecek. Ben PKK’nın başka bir isimle Esad rejimi tarafından kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede tekrar gündeme getirilebileceğini düşünüyorum" diyor.

Beklan Kulaksızoğlu

© Deutsche Welle Türkçe