1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

'Suruç sürpriz değildi ve son olmaz'

20 Temmuz 2015

Cihatçı örgütlerle ilgili Türkiye ve Irak'ta saha çalışmaları yapan 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu Masası Başkanı Serhat Erkmen Suruç'un bir sürpriz olmadığını belirtiyor.

https://p.dw.com/p/1G1pj
Fotoğraf: Reuters/Stringer

Urfa’nın Suruç ilçesinde Kobani’ye yardım için toplanan gençlere düzenlenen bombalı saldırı Türkiye gündemine oturdu. Başbakan Ahmet Davutoğlu, 30 gencin hayatını kaybettiği saldırıyı “terör saldırısı” olarak niteledi ve arkasında ‘büyük ihtimalle’ IŞİD'in olduğunu söyledi. El Kaide, El Nusra ve IŞİD gibi cihatçı örgütlerle ilgili Türkiye ve Irak’ta saha çalışmaları yürüten 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu Masası Başkanı Serhat Erkmen de Suruç saldırısının ne anlama geldiği, IŞİD’le mücadele ve Türkiye’nin Suriye politikasıyla ilgili tartışmalar konusunda Deutsche Welle’nin sorularını yanıtladı.

'Türkiye sınırdaki yansımaları hesaplayamadı'

Suruç’taki saldırının hemen ardından bütün eleştiri okları Türkiye’nin dış politikasına yöneltildi. Sosyal medyada yapılan yorumlarda AKP içinden dahi Esad’ın görevden ayrılmasına endekslenmiş Suriye politikasının eleştirildiğine dikkat çekilirken, AKP hükümeti, Suriye’deki iç savaşı Türkiye’ye taşımakla suçlandı. Peki bu suçlama ne kadar haklı?

Serhat Erkmen
Serhat ErkmenFotoğraf: privat

Serhat Erkmen; bu suçlamanın büyük ölçüde haklı olduğunu belirtirken, “Türkiye; Suriye’deki olayların sınırda yaratacağı yansımaları hesap edemedi. Bir güvenlik açığı oluştu. Bu açık; sınırın öte yanında yaşananların Türkiye’de de yaşanabileceğine işaret ediyordu ki Suruç’ta bombalı bir saldırıya da hep beraber tanık olduk” diyor.

Erkmen, “Suruç saldırısı da sürpriz değil” diyor ve ekliyor: “Son dönemde Türkiye içinde suikastler, adam kaçırmalar, adam dövmeler oluyordu ve bunların hepsinin arkasından da büyük ihtimalle IŞİD çıkıyordu, anca bombalı bir saldırı olunca, bizim yetkililer ‘neler oluyor’ diye sormaya başladı. Bizi, Suruç’taki saldırıya götüren olaylar zinciri, saldırının hiç de sürpriz olmadığını aslında çoktan ortaya koymuştu.”

Erkmen, Suruç saldırısının daha iyi anlaşılması için Türkiye’den bir şekilde sınırdaki ya da sınırın öte yanındaki, zaman zaman da sınırın içindeki çatışmalara katılanların analiz edilmesi gerektiğini söylüyor. Erkmen’e göre çatışmaya katılanlar 3 grupta toplanıyor. Birinci grupta; Esad’a karşı savaşanlara katılmak için yola düşenler var. İkinci gruptakiler; PKK’nın yanında savaşa gidenler. Üçüncü grupta da Esad birliklerine katılmak isteyenler var. Erkmen, “Bu üç gruptan en az ikisi Türkiye içinde birbiriyle çatışma halindeler ve sürekli olay çıkarıyorlar. Bu grupların örgütsel bağlantıları sürekli Türkiye’de terör estiriyor. Eğer bir ülkenin kendisi de etnik, mezhepsel ayrım yaşıyorsa ve böylesi bir sınır güvenliğiyle karşı karşıyaysa o ülkede bombalı saldırılara kadar uzanan terör olayları kaçınılmaz oluyor. Sınır hattında Türkmenler, Kürtler, Araplar yaşıyor. Sınırın ötesinde bu gruplar savaşırken, Türkiye’nin içinin sakin olacağını beklemek yanlıştı” diyor.

'Suruç Türkiye'deki saldırıların doruk noktası'

Suruç’taki saldırının Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşanan saldırıların 'doruk noktası' olduğunu ve 'son olmayacağını' söyleyen Erkmen’e göre, önümüzdeki günler de Türkiye için kritik olacak. “PKK da kelle avına çıkacak, sokaklarda gördüğü İslamcıları öldürecek. Bir saldırı sarmalı ülkeye hâkim olacak” diyen Erkmen, bu süreçte yaşanacakların kaynağının da Türkiye’nin Suriye politikası olacağına işaret ediyor. Erkmen, bu politikayla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Sınırın öte yanında böylesi bir iç savaş yaşanırken ve IŞİD’in ilerleyişi gözlemlenirken, bu saldırıların Türkiye’ye de yansıyacağını hesap edememek, dahası küçümsemek bir başarısızlık. Sınır güvenliğiyle ilgili endişeler dile getirilirken, sınırın uzun olup, kontrol edilemeyeceğinden bile söz edildi. Oysa ki bugüne kadar nasıl kontrol edildiyse, bu süreçte de kontrol edilebilirdi. Oysa yapılmadı. Sorun, sürekli gözardı edildi. Elimizde iç politika malzemesi haline getirilmiş bir dış politika sorunu var ve bu politika hükümet değişmeden, yani dışişleri bakanlığı başka bir partiye geçmeden de değiştirilebilir görünmüyor.”

Türkei Explosion in Suruc
Fotoğraf: picture-alliance/AA/R. Maltas

Peki, Suruç saldırısının zamanlaması da manidar mı? Saldırı, özellikle koalisyon arayışlarının hız kazandığı bir dönemde mi yapıldı? AKP’nin IŞİD’e destek verdiği iddiaları Türkiye’yi nereye götürür? Erkmen, “Saldırı nasılsa olacaktı, zamanlamayı konuşmak bizi bir yere götürmez. Hükümetin savaş istediği iddialarının da kimseye faydası yok. Hem AKP hükümeti, savaş istemenin oy kaybettireceğinin de farkında. Hükümetin IŞİD’e destek verdiği iddiaları da hep konuşulacak türden ama bu da bizi Türkiye’yi bekleyen tehlikeleri analiz etmekten uzaklaştırabilir. Ortada Suriye vardı, uluslararası koalisyon vardı, Türkiye vardı. Kesin olan bir şey var ki Türkiye hükümeti Suriye’deki muhaliflere her türlü desteği veriyordu ama Suriye’deki gerilimin Türkiye’ye nasıl yansıyacağına ilişkin bir güvenlik stratejisi yapmıyordu. İşte bu eksikliğin sonuçları görülüyor” diyor.

'Ciddi stratejiye ihtiyaç var'

Peki Türkiye ne yapmalı? Serhat Erkmen; Türkiye genelinde IŞİD karşıtı operasyonların yüzeysel olduğuna dikkat çekiyor ve “Böylesi, derinlikten uzak operasyonlar ülkeyi kurtarmaz. Ülkenin IŞİD’e karşı ciddi bir stratejiye ihtiyacı var. Büyükşehirlerin ortasında terör örgütleri cirit atıyorsa; hükümet önce yanlışlarını görmeli ve terörist ilan ettiği örgütlere karşı daha planlı harekete geçmeli” diyen Erkmen, “Yoksa saldırıların sonu gelmez. Tüm Türkiye için büyük bir tehlikenin varlığı kabul edilmişse, buna karşı da toplumun tüm kesimlerini inandıracak, biraraya getirecek stratejiler geliştirilmeli” tavsiyesinde bulunuyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü / Ankara