1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Teröre karşı 'sivil' ittifak

Suzanne Krause4 Ocak 2009

Terör saldırısı kurbanlarını temsil eden dernekler ve sivil toplum örgütleri, terörle sivil mücadele için kolları sıvadı. 'Teröre Karşı İttifak' oluşumu, hazırladığı uluslararası bildirge için imza kampanyası başlattı.

https://p.dw.com/p/GRtA
Geçtiğimiz yıl FARC gerillalarının elinden kurtarılan Betancourt da kampanyanın destekçileri arasında yer alıyor
Geçtiğimiz yıl FARC gerillalarının elinden kurtarılan Betancourt da kampanyanın destekçileri arasında yer alıyorFotoğraf: AP

Önceden planlanan organize terör saldırıları ve intihar eylemleri insanları korkuya ve güvensizliğe itiyor. 11 Eylül saldırılarından sonra uluslararası terör başka bir boyut kazandı. Saldırılarda ağırlıklı olarak sivillerin zarar görmesi, vatandaşlarda devletin kendisini koruyacağına duyduğu inancı sarstı.

Şimdi uluslararası isimler ile sivil toplum örgütlerinin başlattığı "Teröre Karşı İttifak" girişimiyle sivillerin de terörle mücadeleye dahil edilmesi planlanıyor. Çalışmalarına "Teröre Hayır" sloganı ile başlayan grupta, aralarında İspanya, İtalya, Cezayir gibi ülkelerdeki terör kurbanlarının temsilcilerinin de bulunduğu yaklaşık 12 dernek ile bazı Yahudi örgütleri yer alıyor. Girişim, şu sıralar hazırladığı uluslararası bir bildiriye destek için imza topluyor. İmza verenler arasında altı yıl boyunca Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri'nin (FARC) rehin tuttuğu ve geçen yıl serbest bırakılan Fransız kökenli Kolombiyalı politikacı İngrid Betancourt da var. Toplanan imzalar, BM Genel Sekreterliği’ne ve imza verenlerin vatandaşı olduğu ülkelerin hükümetlerine sunulacak. Girişim bunun için 11 Eylül 2009'u öngörüyor.

‚Her tür terör saldırısının kınanması büyük önem taşıyor’

Otuz yıldır kadın hakları için mücadele eden Fransız sivil toplum örgütü Regard De Femmes'in Başkanı Michèle Vianès, "Teröre Karşı İttifak" için imza toplayanlardan. En önemli hedeflerinin, dünyadaki her türlü terör saldırısının kınanması olduğunu vurgulayan Vianes, kadınları ve erkekleri terör saldırısı düzenlemeye iten etkenler üzerinde de daha yoğun bir şekilde düşünülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Vianes şunları söylüyor:

„Teröristler, eski geleneklerin yaşatıldığı ve tarikat tarzı düzenin hakim olduğu bir sistemin içine hapsedilmiş durumdalar. Herşeyi bildiğini sanan ve kendini "Guru" ilan eden bir lider, diğerlerini sadece yüzde yüz onların isteği doğrultusunda kurulu bir düzende yaşayabileceklerine inandırmaya çalışıyor. Oysa öyle bir sistemde başka türlü düşünenlere yer yok. Biri emreder diğerleri de izler. Bu nedenle başkalarının ölümüne neden olmak için ölmeye hazırlar. Onların gözünde insan hayatının hiçbir değeri yok. Önem taşıyan tek şey savundukları ideolojileri."

BM, şimdiye kadar terör konusunda tam 16 konvansiyon hazırladıysa da evrensel ve net bir "terör" tanımı üzerinde uzlaşılmış değil. Kimi devletlerin "terörist" dediğini bir başa ülke "özgürlük savaşçısı" olarak tanımlayabiliyor. Bu nedenle "Teröre Karşı İttifak" girişimi de kendi "terör" tanımını yapıyor. İtitfak’ın bildirisinde, "Sivillere saldırı, rehin alma ya da öldürme hiç bir koşulda direniş eylemi olarak görülemez. Bizler, intihar saldırılarının, sivillere yönelik saldırı ya da adam kaçırmanın ve öldürmenin hiç bir açıklayıcı sebebi olmayacağında mutabıkız" ifadesi yer alıyor.

‚En büyük tehlike radikal dinci terör’

"Teröre Karşı İttifak" girişiminin üyeleri dünya çapındaki en büyük tehlikenin radikal dinci terör olduğunu belirtiyor. Tüm dünyada eylem düzenleyen bu örgütlerin biyolojik, kimyasal ya da nükleer silah kullanma tehlikesine karşı da uyarıyorlar. Sivil toplumun bu tehlikeye hazırlıklı olması gerektiğini söyleyen girişimcilerden Francoise Rudetzki, 1983 yılında Paris'te düzenlenen terör eyleminde hayatta kalabilenlerden. Saldırıdan üç yıl sonra sivil kurbanlara yardım örgütü SOS'i kurmuş ve SOS, sivillerin saldırılardan sonra unutulmaması için faaliyet yürütmüş. 22 yıllık çabanın ardından maddi kaynağı tükenen dernek kapatılırken, derneğin kurucusu Rudetzki terör konusundaki birikimiyle "Teröre Karşı İttifak" girişimine destek veriyor. Rudetzki, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

" Devletler, kurbanlar için kalıcı yapılanmalar oluşturmalı. Böylece gelecekte düzenlenebilecek saldırılara karşı da hazırlıklı olunabilir. Öte yandan uluslararası hukuk açısından daha iyi işbirliği sağlanmalı, bu konuda Avrupa'da sınırlar ortadan kalkmalı. Her terörist dünyanın neresinde olursa olsun ve sorumlu tutulduğu eylemin üzerinden na kadar zaman geçerse geçsin her zaman takip edilmeli ve hakettiği cezayı almalı. Dünya bu hedefi ekonomik sebeplerden dolayı hayata geçiremiyor."

‚İnsan hakları ve demokrasi güçlendirilmeli’

"Teröre Karşı İttifak"' girişimi, terör saldırılarından kurbanlar kadar sivil toplumun da etkilendiğini belirterek, terörle mücadele için hukuk devleti yapısında değişikliklere gidilmesi halinde insan haklarının bundan olumsuz etkileneceğini vurguluyor. Teröristleri itirafa zorlamak için işkenceye başvurulması ve düşünce, eylem ve basın- yayın özgürlüğünde de kısıtlamaya gidilmesi tehlikesine dikkat çeken İttifak, buna engel olmak için terörle mücadelede en etkili aracın demokrasiyi ve evrensel insan haklarını güçlendirmek olacağını belirtiyor. İttifak’ın öncelikli hedefi ise Avrupa ve Kuzey Afrika ülkelerinin desteğini kazanmak.