1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

TTB ekipman yardımının akıbetini sordu

10 Temmuz 2020

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) hazırladığı rapora göre, Almanya’nın sağladığı fonla Türkiye’ye milyonlarca koruyucu ekipman gönderildi. TTB, Sağlık Bakanlığı’ndan ekipmanları ne yaptığını açıklamasını istedi.

https://p.dw.com/p/3f8rV
Der Vorsitzender von Türkischer Ärztebund Sinan Adıyaman
Fotoğraf: Privat

Video konferans yöntemiyle basın toplantısı düzenleyen Türk Tabipleri Birliği (TTB), COVID-19 pandemisiyle ilgili hazırladığı dört aylık raporu paylaştı. Toplantıya TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB COVID-19 İzleme Grubu üyeleri Prof. Dr. Kayıhan Pala ile Prof. Dr. Özlem Azap katıldı.

Prof. Dr. Azap’ın sunumunu gerçekleştirdiği raporda, normalleşmeye geçilen 1 Haziran'dan itibaren olguların artmaya başladığı belirtildi.

Prof. Pala, birinci dalganın Türkiye'de devam ettiğine dikkati çekerek "Türkiye'de salgının etkisi halen sürüyor. Özellikle 1 Haziran'dan sonra hem olgu hem de yoğun bakımda yatan hasta sayısında artış olduğu görülüyor. Bu salgının yaratacağı olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için salgın sırasında yurttaşa indirgenmiş sorumluluklar yerine hükümet, yerel yönetim ve bütün kurumların çaba göstermesi önemlidir" diye konuştu.

Prof. Dr. Azap, Sağlık Bakanlığının 1 Temmuz 2020’den itibaren haftalık olarak yayınlamaya başladığı "COVID-19 Türkiye Durum Raporu"na da atıfta bulundu. Bakanlığın raporunda 28 günlük süreçte 100 bin nüfustaki 77,1'lik insidans oranıyla Güneydoğu Anadolu bölgesi birinci sırada yer alıyordu ve 12 katlık bir artış söz konusuydu.

Prof. Dr. Özlem Azap katıldı
Prof. Dr. Özlem Azap katıldıFotoğraf: Privat

Prof. Dr. Azap bu veri için "Grafiklerden anlaşıldığı üzere günlük hayatta pek de sözünü etmediğimiz Güneydoğu Anadolu’da büyük bir sıkıntı olduğu anlaşılıyor" yorumunda bulundu.

Raporun bu bölümüyle ilgili yorumda bulunan Prof. Pala ise Yunanistan'daki sığınmacılar örneğine dikkati çekti ve Yunanistan'da sığınmacılar arasında hastalığın görülme sıklığının normal vatandaşlara kıyasla sekiz kat daha fazla olduğunu söyledi.

Türkiye'de sığınmacılar arasındaki COVID-19 oranlarına dair herhangi bir bilgi olmadığını sözlerine ekleyen Pala şöyle devam etti: "Örneğin Gaziantep gibi hastalığın çok yoğun görüldüğü yerlerde, vakanın neden bu kadar arttığına dair bilginin şeffaf bir şekilde karşımıza çıkartılması gerekir. Dolayısıyla 1 Temmuz’dan itibaren haftalık olarak rapor yayınlansa da bu rapordaki bilgiler hala bilimsel çalışma için yeterli değildir."

"1,7 milyon dolarlık ekipman nerede?"

Raporda, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) paylaştığı bilgilere de yer verildi. Buna göre örgüt 30 Haziran'da, Alman hükümetinin sağladığı 1,7 milyon dolarlık fonla alınan milyonlarca maske, eldiven, gözlük ve diğer koruyucu malzemeyi Türkiye'de sağlık çalışanlarına yardım amacıyla gönderdi.

Prof. Pala, DSÖ'nün yaptığı milyonlarca koruyucu ekipman yardımının nereye aktarıldığında dair bakanlıktan herhangi bir açıklama yapılmadığını, bu nedenle bilgi edinmeye çalıştıklarını, ancak başarılı olamadıklarını söyledi. Pala şöyle konuştu: "Milyonlarca ekipmanın nereye dağıtıldığı çok önemli. Çünkü o tarihlerde meslektaşlarımızdan bize ve diğer kurumlara ulaşan yakınmalar, kişisel koruyucu ekipman gereksiminin tamamen karşılanamadığı yönündeydi. Şu anda TTB olarak, Almanya’nın sağladığı ekipmanların nerelerde kullanıldığına dair bilgiye sahip değiliz. Sağlık Bakanlığı bu ekipmanların kimlerce dağıtıldığını, kimlere dağıtıldığını şeffaf bir şekilde açıklamalı."

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Adıyaman da Eylül ve Ekim aylarında pandeminin pik yapabileceğini, üzerine influenza/grip eklendiğinde Türkiye'de çok büyük sorun çıkabileceğini söyledi. Grip aşılarının genelde Eylül ayında getirtildiğini belirten Adıyaman, "Bu aşıları bulmada sorun olabilir. Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum, bu aşıların temini için bir an önce çalışma yapılması ve vatandaşlara ücretsiz olarak uygulanması gerekiyor" diye konuştu.

"Okulları açmak salgını artırabilir"

Milli Eğitim Bakanlığı, 3 Temmuz’da 81 ile gönderdiği genelgede okulların 31 Ağustos’ta açılacağını bildirmişti. TTB yetkilileri, DW Türkçe'nin "Okulların açılması virüs yayılımının artmasına neden olur mu? Bu konuda herhangi bir öngörünüz var mı?" sorusuna da yanıt verdi.

Prof. Dr. Azap soruya, "Salgının yayılmasını azaltmak istiyorsak teması en aza indirmemiz gerekiyor. Okullar hastalığın en kolay bulaştığı yerler. Okullar açıldıktan sonra, çocuklar, öğretmenler, veliler çok dikkat edecek dediğimiz zaman bu işi çözemeyebiliriz. Bazı önlemleri sadece vatandaşlara yüklersek olgu sayılarında artış görmemiz kaçınılmaz olabilir" karşılığı verdi.

Prof. Dr. Kayıhan Pala
Prof. Dr. Kayıhan Pala Fotoğraf: Privat

Prof. Dr. Kayıhan Pala da Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda tanımladığı alanı 4 metrekareye çıkardığını, bu nedenle 20 öğrenci ve bir öğretmenin bulunduğu sınıfın 84 metrekare civarında olması gerektiğine işaret etti. Pala şöyle konuştu: "Bu büyüklükler üzerinden bakıldığında eğitim sistemimizde radikal birtakım önlemler almak gerekecek. Bakanın açıkladığı şekilde ağustosun sonuna kadar bunların gerçekleştirilme ihtimali çok gerçekçi görünmüyor."

Uzmanlar toplantıyı, Covid-19’un sağlık çalışanları için bir meslek hastalığı olarak tanınmasına dair çağrı yaparak sonlandırdı. Türkiye'de herhangi bir veri olmadığını belirten uzmanlar, dünya genelinde iki milyonu aşkın sağlık çalışanıyla internet üzerinden yapılan bir araştırmaya da dikkati çekti. Araştırmaya göre sağlık çalışanlarının COVID-19 testi, toplumun geri kalanına kıyasla 12 kat daha fazla pozitif çıkıyor.

Tunca Öğreten

 

©Deutsche Welle Türkçe