Tunus'ta Yasemin Devrimi'nin cılız mirası

Tunus’ta halk, kötüleşen sosyal ve ekonomik koşulları protesto ediyor. Koşulların değişmemesi halinde, göstericilerin bazı siyasi talepler de öne sürebileceği belirtiliyor.

Yoksul aileler için asgarî ücret, işsizler için bedava ilaç ve konut kredilerinde kolaylık… Tunus hükümetinin, yaklaşık iki haftadır ülke genelinde devam eden yoğun protesto gösterilerini yatıştırmak için aldığı bazı önemler böyle sıralanıyor.

Pek çok kentte sokaklara dökülen Tunuslular, yılbaşında yürürlüğe giren yeni mali düzenlemenin neden olduğu vergi ve fiyat artışlarını yoğun şekilde protesto ediyor. En geniş katılımlı gösteriler ise eski diktatör Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesinin yedinci yıldönümüne denk gelen geçen pazar günü yapıldı. Tunus Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (UGTT) ve sol ana muhalefet partisi Halk Cephesi, hükümetin tasarruf planlarına karşı yaptığı protesto çağrısına yaklaşık bin kişi ilgi gösterdi. Koalisyon partilerinden İslamcı En Nahda partisinin yaptığı bir diğer gösteri çağrısına da yüzlerce kişi katıldı.

İkinci Ekmek Ayaklanması

14 Ocak 2011'de Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesiyle sonuçlanan ve "Arap Baharı” adı verilen protesto dalgasının fitilini ateşleyen Yasemin Devrimi'nden çok önce, Tunus'ta "Ekmek Ayaklanması” adlı bir başka protesto hareketi daha olmuştu. İşte bugünkü gösterileri de 1984 yılındaki o ayaklanmaya benzetenler hayli fazla. Zira o zamanki gösterilerin nedeni, artan ekmek fiyatlarını protesto etmekti.

Hâlihazırda devam eden gösteriler de tıpkı 34 yıl önce olduğu gibi yine 3 Ocak'ta başladı. Gerekçe de hemen hemen aynı: Hayat pahalılığı ve olumsuz geçim koşulları. Kamu borçları, gayri sâfi yurtiçi hasılanın yüzde 70'ine dayanmış durumda. Enflasyon yüzde 6 artarken, işsizlik oranı ortalaması yüzde 15 civarında seyrediyor. Ancak üniversite öğrencilerinin de dahil olduğu genç işsizlerin oranı yüzde 30'lara yaklaşıyor. IMF ile yapılan 2,4 milyar dolarlık yeni kredi anlaşması gereği, hükümet kamu harcamalarında ciddi ölçüde kesintiye gitmeyi taahüt etti. Bu da yeni istihadm alanlarının açılması ve kalkınma programının uygulanması suretiye ekonomiye canlılık getirme planlarının üzerinin çizilmesine neden oldu. 

"Neyi bekliyoruz?"

Ancak Tunus halkı bir an önce harekete geçilmesini istiyor. Pek çok genç "Fech Nestannew” (Neyi Bekliyoruz?) adlı sivil girişmin çatısı altında toplandı. Katar merkezli haber kanalı El Cezire'ye konuşan bu girişimin kurucusu Varda Atig, taleplerini şöyle sıraladı: "Hükümetten zamları geri almasını, durdurulan kamuya eleman alımının yeniden başlatmasını, güvenlik ve sağlık alanlarında önleyici tedbirler almasını ve yolsuzlukla mücadele seferberliği başlatmasını istiyoruz.”

Gerek "Fech Nestannew” gerekse diğer sivil girişimler, sosyo-ekonomik taleplerin yanı sıra hükümeti hedef alan ciddi eleştiriler de dile getiriyor. "Neyi Bekliyoruz?” girişiminin aktivistlerinden gazeteci Henda Chennaoui, "Jeune Afrique” adlı dergiye verdiği mülakatta şu ifadeleri kullandı: "Hükümetin başarısız politikalarının, yolsuzlukların ve siyasi iflasın faturasını Tunus halkı ödemek zorunda değil.”

Devrime dair şüpheler artıyor

Arap Baharı'nın fitilini ateşleyen Yasemin Devrimi'nden yedi yıl sonra Tunusluların sabrının artık taşmak üzere olduğu anlaşılıyor. Paris'teki "Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi” araştırmacılarından Tunus kökenli Beligh Nabli, 2011 yılından buyana halkın en ufak bir ekonomik ilerleme görmediğini söylüyor. Demokrasi ve hukuk devleti alanındaki ilerleme ve kazanımların, ekonomideki kötü gidiş nedeniyle tehlikeye girebileceğini belirten Nabli, şu noktaya dikkat çekiyor: "İnsanların çoğu, 2011'deki devrimi bugünkü kötü ekonomik gidişatın başlangıcı, hatta nedeni olarak görmeye başladı.”

Tunuslu siyaset bilimci Safvan Masri ise ülkenin istikrara kavuşması için var olan koşulların iyi kullanılamadığına dikkat çekiyor: "Tunus'un, örneğin Suudi Arabistan gibi yer altı zenginliklerine sahip olmayışı aslında bir bakıma fırsat da teşkil ediyor. Çünkü bu sayede, diğer Arap ülkerenin aksine soğuk savaş ve gerginlik girdabına sürüklenmekten kurtuluyoruz. Oradaki gibi otokratik bir rejim de yok. 2010/2011 olaylarında da tansiyon, diğer ülkelere göre daha düşüktü.  Çalışanlar, Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (UGTT) çatısı altında örgütlendi. Kamusal alanda ve çalışma hayatında kadınlar çok daha aktif hale geldi. Arapça ve Fransa çit dilli eğitime önem verildi. Tüm bunlar ülkeyi Avrupa'ya daha da yaklaştırdı.”

Siyasi baskı artabilir

Ancak ekonomik alanda Avrupa ile uçurum daha da derinleşti. Fransız "Le Monde” gazetesinde geçtiğimiz günlerde yayımlanan baş yazıda, Tunus'daki siyasi gelişmeler övülürken, ekonomik duraklamanın görmezden gelinmeyip ülkenin her zamankinden çok daha fazla desteklenmesi gerektiği vurgulandı.

Aktivist ve gazeteci Henda Chennaoui de siyaset ve ekonominin birbirine paralal olarak gelişmesi gerektiğine vurgu yapıyor ve ekliyor: "Bu gerçekleşmezse, protestolar gidirek siyasi bir karaktere bürünebilir. O zaman hedef tahtasına doğrudan hükümet yerleşebilir. Hükümetin protestoculara verdiği bazı sosyal tavizler, bu yöndeki mesajı aldığını gösteriyor.”

Kersten Knipp

© Deutsche Welle Türkçe

Takip edin