1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Yerel seçimler yaklaşıyor, LGBTİ’ler fırsat eşitliği istiyor

14 Mart 2019

Türkiye'de LGBTİ aktivistleri, yerel yönetimlerin ve 31 Mart’ta seçilecek adayların eşitlikçi politikalar izlemesini istiyor.

https://p.dw.com/p/3F11F
Fotoğraf: Getty Images/D. Silverman

Türkiye’de 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler yaklaşıyor. Seçim öncesi LGBTİ aktivistleri, adaylardan ve yerel yönetimlerden beklentilerini DW Türkçe’ye anlattı.

Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), 2014’ten bu yana yerel seçimler öncesi LGBTİ haklarını gözeten bir yaklaşım oluşturmaları amacıyla adaylarla bir araya geliyor. SPoD’un LGBTİ aktivistleriyle 2013 yılında düzenlediği "Yerel Yönetimler Siyaset Okulu" sonrası hazırlanan "LGBTİ’lerin Yerel Yönetimlerden Talepleri" bildirisi, bir süre sonra "LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü"ne dönüşmüştü.

İlk olarak 2014 yerel seçimleri öncesi belediye başkan adaylarının imzasına sunulan protokolü beş sene önce 40 aday imzalamıştı. Protokole imzacı olan adayların 2014’te seçilmesiyle İstanbul’da Şişli, Beşiktaş, Kadıköy ile Mersin’de Akdeniz ve Bursa’da Nilüfer ilçe belediyeleri 2014 yılında yerel hizmetlerin eşitlikçi bir yaklaşımla sağlanması konusunda çalışma sözü vermiş oldu.

"Taleplerimiz yerel yönetimlerin adımlarıyla karşılanabilir"

Mart sonunda yapılacak seçimler öncesi ise "LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü"nü önümüzdeki hafta adaylara sunmaya başlayacaklarını dile getiren SPoD'dan Halim Kır, protokolü imzalayan adaylardan en temel beklentilerinin LGBTİ’lerin ihtiyaç ve taleplerini dikkate almaları ve LGBTİ hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile çalışmaları olduğunu söylüyor. "Henüz belediye başkan adayları ile birebir temasımız olmadı ancak iletişim halinde olduğumuz politikacılar var. Şu zamana kadar olumlu tepkiler aldık. Adayların imzalaması konusunda da destek bulacağımıza inanıyoruz" diyor.

Yerel yönetimlerin hem yönetime katılma hem de taleplerin karşılanması anlamında LGBTİ’ler için en olanaklı kamu kurumları olduğunu dile getiren Kır, geçen beş yılda az sayıda belediye tarafından da olsa yürütülen çalışmaların LGBTİ’lerin hayatına dokunduğunu ifade ediyor. "Hayatın içinden taleplerimiz var, bunların yerel yönetimler tarafından atılacak küçük adımlarla karşılanabileceğini biliyoruz. Yerel yönetimler ile sağlanan temasın LGBTİ görünürlüğünün artması ve önyargıların azalması gibi kazanımlar getirdiğini gördük" diyor.

"Daha özgür bir toplum için adaylığım değerli"

Belediye birimlerine işe alım ve terfi süreçlerinde LGBTİ çalışanlara eşit fırsat tanınması için politika geliştirilmesi, belediye çalışanlarının istihdamında LGBTİ kotası getirilmesi, meslek edindirme kurslarının LGBTİ’lerin katılımını teşvik edecek yapıda düzenlenmesi, sosyal hizmet politikalarının her yaştan LGBTİ’ler için elverişli hale getirilmesi gibi talepler, LGBTİ hakları alanında çalışma yapan sivil toplum örgütlerinin yerel yönetimler konusunda öne çıkardığı başlıklardan yalnızca birkaçı…

Beşiktaş Belediye Meclis Üyesi olan LGBTİ aktivisti Sedef Çakmak, bu yerel seçimlerde de belediye meclisi için aday oldu. "Daha mutlu, huzurlu ve özgür bir toplumun yaratılmasında benim adaylığımın değerli olduğunu düşünüyorum. Toplumun her kesiminde yer alan LGBTİ’lerin siyasette de yer alması hem hak hem de çağdaş değerlere ulaşma açısından bir fırsat" diyor.

Yerel yönetimlerin gündelik hayattaki rolüne dikkat çeken Çakmak, "Bir bakış açısı değişikliği ve çeşitli yöntemlerle LGBTİ’lerin yaşadıkları sorunların üstesinden gelinebileceği konusunda örnekler mevcut. LGBTİ’ler ile yerel yönetimlerin bir araya geldikleri ortamların yaratılması bile büyük değişikliklere imkan sağlıyor" diye ekliyor.

"Çocuklarımız yalnız da değil yanlış da"

"Yerel seçimler fırsat yaratır"

Kaos GL Derneği’nden Umut Güner, özellikle merkezi hükümetin LGBTİ hakları için adım atmadığı ülkelerde yerel yönetimlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, belediyelerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında çalışan sivil toplum kuruluşları ile diyalog içinde olması için birim veya personel görevlendirmesinin etkili olacağını söylüyor. "Yerel seçimler il ve sınırlarındaki ilçelerde değişim için fırsat yaratırlar" diyen Güner, belediye meclisleri ve kent konseyi toplantılarına LGBTİ’lerin ve LGBTİ örgütlerinin katılımının teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Güner, LGBTİ’lerin belediyelerde olmalarının ya da yönetimlerde temsil edilmelerinin oldukça önemli olduğunu dile getirerek, "Yerel yönetimler düzeyinde ayrımcı mevzuat ve uygulamalara son vermeli, izlenecek politikalar kapsayıcı olmalı. Kentteki herkese heteroseksüelmiş gibi davranılıyor olmasını değiştirmek istiyoruz" diye konuşuyor.

SPoD’un belediye adaylarına yönelik yürüttüğü kampanyayı desteklediklerini belirten Güner, "Kadınların, gençlerin, engellilerin, yaşlıların, mültecilerin kendini güvende hissetmediği ve yerel yönetim hizmetlerinden faydalanamadığı bir şehir, LGBTİ’ler için de yoksunluk dışında bir şey sunmayacaktır" diye ekliyor.

"Ayrımcılığa uğramadan erişim istiyorum"

Seçimlerin ancak katılımcı demokrasinin işlediği ve yerinden yönetişim ilkesinin hayat bulduğu bir toplumda anlam kazanabileceğini ifade eden trans aktivist Janset Kalan, önceki seçimlerde olduğu gibi önümüzdeki yerel seçimlerden de pek bir beklentisi olmadığını söylüyor. "Bu ülkenin bir yurttaşı olarak tek temennim, yerel yönetimlerin sunduğu tüm hizmetlere ayrımcılığa uğramadan ve eşit fırsatta erişebilmek" diyor.

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile sığınmaevlerinin uluslararası sözleşmelerin gereği yerine getirilerek kapsayıcı kurumlara dönüşmesini istediğini söyleyen Kalan, "LGBTİ+ yurttaşlar için kazanılmış sayılan ilçeleri umarım bu seçimde de elimizde tutabiliriz ve benzer belediyelerin sayısını artırabiliriz. Adil, eşit ve özgür bir yaşam mahallelerden başlayarak örülebilir" diye konuşuyor.

İstanbul'da bir sığınak: 18 trans kadının hayat mücadelesi

Burcu Karakaş / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe