1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Yön mü değiştiriyor?

4 Temmuz 2016

DW baş editörü Alexander Kudascheff, Türk dış politikasındaki rota değişikliğini iç politikada adımların izlemesi gerektiği görüşünde.

https://p.dw.com/p/1JIVO
Türkei PK Erdogan
Fotoğraf: picture-alliance/AA/R. Aydogan

İstanbul Atatürk Havalimanı'nın çoktan seferlere açılmış ve hayatın normale dönmüş olmasına rağmen Türkiye halâ son terör saldırısının insani ve siyasi sarsıntısını atlatabilmiş değil. Normale dönüşün bu kadar çabuk olmasında duyguların bastırılması da rol oynuyor. Türkiye İslamcı ve Kürt terörünün hedefinde kalacaktır. İç güvenlik tehdit altında, hayat tehlikeli. Sonuçlarını görmek mümkün.

Türk turizmi ağır yara aldı. Turist Türkiye'ye gitmiyor. Böylece Türk ekonomisinin en önemli branşlarından biri adeta çöküyor, yüz binler işini kaybediyor, para kazanamıyor. Bu durum ne yapacağını tam bilemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da zorluyor. Ekonomi iyi gittiği sürece Türkler onun tek başına attığı adımları sineye çektiler. Şimdi her şey gibi ülkedeki yabancı sermaye yatırımları da tehlikede.

Alexander Kudascheff
Alexander Kudascheff

Türk güvenlik organları ne biliyor?

Bir diğer önemli soru da, iç güvenlik mekanizmasının zayıflık derecesinin ne olduğu ve istihbaratın her şeyi bilip bilmediği. Oysa Türk emniyeti yurtdışındaki muhalifleri bile tespit edip takibe alabiliyor. Güvenlik organları ülkede olup bitenlerden gerçekten habersiz mi? Yoksa fazla bilmesi istenmiyor mu? Ya da şimdiye kadar her şeyi bilmek istemiyor muydu? Bu sorular zihinleri kurcalıyor.

Türkiye geçen hafta dış politikasında beklenmedik şekilde ya da kaçınılmaz olduğu için sert dönüş yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail ile ilişkileri tamir etti ve bir Rus uçağının düşürülüp pilotun yerde öldürülmüş olmasından dolayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den özür diledi. Erdoğan'ın bu adımları dış politikadaki izolasyondan kurtulma arayışına işaret ediyor. İki cephede sular durulduktan sonra Erdoğan Mısır Devlet Başkanı El Sisi ile de geleneksel bağları tamire çalışıyor.

Türkiye böylece yeniden huzursuzluk bölgesi Ortadoğu'nun dış politikadaki ciddiye alınması gereken faktörü olma yolunda ilk adımları atmış oluyor. Çünkü Türkiye'nin en önemli meselesi hemen yanı başındaki Suriye iç savaşıdır. Türkiye milyonlarca mülteciye kucak açtı. Erdoğan ilk gününden itibaren iç savaşın Esad'ın iktidardan uzaklaştırılmasıyla sona erdirilebileceğine inandı. Moskova ile ilişkilerin düzeltilmesi, Suriye ihtilafında söz sahibi olmak ve gerektiğinde Esad ile de konuşmak imkânını hazırlayabilir.

Ülkeyi sıkıntılı durumdan kurtarmak

Erdoğan Türkiye'yi diplomatik izolasyondan kurtarmaya çalışıyor. Siyasi hedefleri onu eski dostlukları yeniden canlandırmaya zorluyor. Bu Erdoğan'ın sanıldığından çok daha pragmatik davranabildiğini gösterir. Aynı şey Berlin ile ilişkilerinde de yapılabilir ve ikili ilişkilerdeki zehirlenme giderilebilir. Bu adım her iki ülkenin ve Alman meclisinin Ermeni kararında olduğu gibi Almanya'ya yöneltilen eleştirileri de üzüntü, korku ve şaşkınlıkla karşılayan Almanya Türklerinin de yararına olur.

Erdoğan Türkiye'nin dış politikada düştüğü durumdan kurtarılmasına gayret ediyor. Ancak içte barışın sağlanması da en az dış ilişkileri düzeltme arayışı kadar önemlidir. Dolayısıyla Kürt meselesine siyasi çözüm bulunmalıdır. Basın ve ifade hürriyeti yeniden teminat altına alınmalıdır. Özetle Türkiye'de otoriter yönetim arayışına son verilmelidir. İslamcı terör tehlikesi ne yazık ki atılması temenni edilen adımlardan etkilenmeyecektir.

© Deutsche Welle Türkçe

Alexander Kudascheff